Ağlasak mı gülsek mi

Hiçbir yolsuzluğun mazereti ya da hafifletici nedeni, başka bir yolsuzluk veya hırsızlık olamaz.
Herhangi bir iddia, o iddiayı dile getirenin karakteri veya mazide yapıp ettikleri üzerinden de çürütülemez.
Defaatle yazmıştım, yineleyeyim: "Biri sana 'Yanlış yoldasın' dediğinde, 'Sen de vaktiyle yanlış yoldaydın' karşılığını verirsen; muhatabının artık doğru yolda olduğunu ikrar etmekle kalmaz, aynı zamanda kendinin de yanlış yolda olduğunu itiraf etmiş olursun..."
Sadece bu gerçek anlaşılsaydı, onca tartışmadan sonra toplum olarak biraz olsun yol alabilirdik.
Yazık ki çakıldık kaldık.

***

Bir hakikati dile getirenin, daha evvel o hakikatin hilafına hareket etmiş olmasının dillendirdiği gerçeği ortadan kaldıramayacağını fehmetmek çok mu zordu, bilemiyorum.
Benim bildiğim şudur: Eleştirinin muhatabı, eleştirinin dayandığı iddiaya cevap vermelidir.
Eleştiri yöneltenin suçlu veya tutarsız olması, suçlamanın konusunu ortadan kaldırmaz.
Bir tarafın yolsuzluğu, diğer tarafın yolsuzluğunun mazereti de değildir, hafifletici nedeni de! Olsa olsa ona uydurulmuş bir bahanedir.
Kötülük kötülüğün karşıtı değildir; yanlış da yanlışın...

***

Onca belediye yolsuzluğunu "siyasi operasyon" diyerek gündüz gözüyle arkaladılar. İtiraflı ve belgeli tonlarca iddia karşısında yer yarılsa da içine girecekleri yerde, matah bir şeymiş gibi mitingler yapmaya cesaret ettiler.
Bütün bunlara rağmen toplumda şöyle veya böyle bir karşılık buluyorlarsa; bunda en büyük pay, sosyolojilerine zerk ettikleri AK Parti algısınındır. (Ki bunda hiç kuşkusuz mezkûr partinin de sorumluluğu vardır.)