ABD Başkanı Trump, Gazze'yi (çocuk cesetlerinin üzerinde yükselen) yedi yıldızlı otellerin olduğu bir tatil beldesi hâline getireceğini söylemişti.
Asıl maksadın, Gazze'yi soykırımcı İsrail'e güvenli ve kalıcı şekilde devretmek olduğunu bilmeyen yok.
Bu hedef doğrultusunda, vatanlarını ölümüne savunan Filistinli direnişçilerin yönettiği Gazze'nin kontrolü için malum "teknokrat hükümeti" devreye sokuldu.
Hülasa, tavırlarında merhametin ve hukukun zerre miskali etkisi yok.
Kendisinden medet bekleyen Ukrayna'nın madenlerine göz koymuştu. Venezuela'nın devlet başkanını eşiyle birlikte yatak odasından (mafyöz dille söyleyecek olursak) kaldırmıştı.
Grönland'a da acayip yeşillenmiş vaziyette.
Gerekçesi de hep aynı: "O devasa maden rezervleri benim olmalı..."
***
Ortadoğu'daki merkez üssü mesabesindeki İsrail'in her arzusunu yerine getiriyor. İran'ı karıştırması da tehdit etmesi de her şeyden evvel bu yüzden.Ne Rusya'dan ne Çin'den sadra şifa bir tepki geliyor.
Hâliyle algının hülasası şöyle şekilleniyor: ABD'nin gücü karşısında herkes sindi, tarih boyunca (Roma dahil) hiçbir imparatorluk bu kadar güçlü olmadı.
Halbuki...
Koca bir imparatorluk tüm dünyanın gözleri önünde bütün değerleriyle çöküyor. Çökerken de o şiirdeki gibi kuduz gibi böğürüyor.
Bir farkla ki koskoca imparatorluğun kudurup kuduz gibi böğürmesinin yanında, bir vapurun böğürmesi nedir ki
***
Jean-Paul Sartre bir defasında (1950'lerde) "Dikkat! Amerika kudurmuştur..." demişti, "Bizi Amerika'ya bağlayan bütün bağları derhal koparmalıyız. Yoksa, bizi de ısıracak ve biz de kuduracağız..."
4