Küçük Hesaplara Dalıp Tsunamiyi Unutmak

Türkiye'de siyaset okuması maalesef kronik bir yanılgının tutsağı.

Siyasi liderlerin yükselişiyle coşkuya kapılıyor ya da karamsarlığa sürükleniyoruz.

Zamanın içine yayılan karmaşık, çok katmanlı gelişmelerin sebeplerini ve sonuçlarını çoğu zaman siyasi aktörlerin yapıp ettikleriyle açıklayabileceğimize inanıyoruz.

Eski Kültür ve Turizm Bakanı Tınaz Titiz, 31 Mayıs 2026 günü Serdar Akinan'la yaptığı söyleşide çarpıcı bir benzetme yaptı:

Baş döndürücü bir hızla dönen dünyanın üzerinde kaynayan bir okyanus düşünün. Okyanusta ilerleyen dev bir kruvaziyer gemi var. Geminin içinde bir havuz, havuzda bir sandal ve o sandalda oturan birinin önündeki leğende yüzen küçük bir oyuncak tekne... Okyanus dalgası, geminin motoru, dünyanın dönüş hızı... Hepsi aynı anda devreye giriyor. O teknenin her sarsıntısı için leğenin başındakini sorumlu tutmak mantıklı olur mu

Tüm ülkeler gibi ülkemiz de böyle bir bileşik hareketin içinde. İklim krizi, küresel güç mücadeleleri, demografik baskılar, ekonomik çalkantılar, teknolojik devrimler... Bunların hepsi aynı anda toplumsal rotamızı etkiliyor.

Güncel figürlere bütün umutlarımızı ya da bütün öfkemizi yüklemek, çoğu zaman daha büyük dinamikleri gözden kaçırmamıza neden oluyor.

Liderlik elbette önemli ama liderleri dalgaların sebebi sanmakla, onları dalgalar karşısında doğru manevraları planlayıp uygulayan kaptanlar olarak görmek arasında fark var.

***

"Çark-ı felek" her zaman şans getirmez!

Âl-i İmrân suresinin 140. ayeti toplumsal hayatın döngüsel karakterine işaret eder:

"Biz o günleri insanlar arasında döndürür dururuz."

Güç ve zaaf, yükseliş ve çöküş, bolluk ve darlık sürekli yer değiştirir. Tarih düz bir çizgide ilerlemez; iniş çıkışlarla akar.

Ama bu iniş çıkışların kaçınılmazlığı insanı kaderine teslim olmaya mahkûm etmemelidir.

İnsanın akıl, öngörü ve stratejik düşünme becerileriyle başına geleceklere karşı tedbir alma imkânı her zaman vardır.

Yusuf Suresi'ndeki kıssa, bunun güzel bir örneğidir: Yedi bolluk yılının ardından yedi kıtlık yılının geleceğini haber veren rüyayı yorumlayan Hz. Yusuf, bolluk yıllarında elde edilen ürünlerin önemli bir kısmının korunmasını sağlayacak bir yöntem bulur. Böylece kıtlık yıllarını atlatmaya imkân verecek kapsamlı bir hazırlık planı ortaya koyar.

Elbette Hz. Yusuf'a bildirilen gelecek bilgisi ilahî bir lütuftur. Ancak bizim için asıl ibret, bu bilgiyi stratejik akla dönüştürme ve bundan somut planlar üretme iradesidir.

Peki bu yaklaşım bugünün Türkiye'sinde neye karşılık geliyor

İktidar-muhalefet fark etmeksizin siyasetçilerimiz zihinlerini büyük ölçüde bir sonraki seçime, bir sonraki ankete, bir sonraki skandala kilitlemiş durumda.