Salih Cenap Baydar

Salih Cenap Baydar

Karar
Yaşam 194 yazı 0 takipçi

Kötülüğe dayanıklı bir devlet nasıl kurulur

Bir önceki yazımda "Kapasitesi yüksek, keyfiliği düşük bir devlet nasıl tasarlanır" diye sormuştum.Bu yazıda cevabı aramaya başlıyorum. Cevabı vermeye değil, aramaya.Önerilerim elbette tartışmaya ve eleştiriye açık.Amacım sihirli bir reçete yazmak değil, kalıpların dışında düşünmek.Biz sistemleri, sonunda iyi insanların işleteceğini varsayarak kuru

Kapasitesi yüksek, keyfiliği düşük bir devlet nasıl kurulur

İçinde doğup büyüdüğümüz dünyanın kurallarını hâlâ "doğal" ve "normal" sayıyoruz.Kafamızda devlete, eğitime, iş hayatına dair kalıplar var:Para şöyle çalışır. Hukuk şöyle işler. Şirket şöyle yönetilir. Demokrasi böyle uygulanır...Oysa bunların hiçbiri tabiat kanunu değil.Bunlar, belirli tarihi şartlarda, bizim gibi insanların ürettiği çözümler.Bir

Üç kuruşa satılan büyük hayallere müşteri olmak

Sürekli fakirleşen insan, bir noktadan sonra önünü göremez olur.Bir zamanlar yürünebilir gördüğü yollar, aşılmaz yokuşlara dönüşmeye başlar.Çalışır, çok çalışır ama yetmez.Bir iş daha bulur.Fazla mesai yapar.Borçlanır.Bir şeyler satar.Temel ihtiyaçlarından bile kısmaya çalışır.Fakat ne yaparsa yapsın, hayal ettiği hayata ulaşamayacağını görür.Yaşam

İtiraz ettin de ne oldu

Bir Sivas türküsünde geçer: "İnsan kısım kısım, yer damar damar..."Âşık Veysel, o "kısım kısım" insanın anlaşmazlıklarının gayet "doğal" olduğunu şöyle ifade eder: "Koyun kurt ile gezerdi fikir başka başka olmasa."Fikirler farklı olunca, itirazlar dile getirilir. Bu itirazlar da sık sık tartışmalara yol açar.İnsanın yaş aldıkça öğrendiği şeylerden

Başkasının yanlışı, bizimkini temize çıkarmaz

İnsan zihni mukayese yaparak çalışır.Bir şeyin pahalı mı ucuz mu, iyi mi kötü mü, hızlı mı yavaş mı olduğunu anlamak istediğimizde, onu benzerleriyle kıyaslarız.Fakat "mukayese" hayatı kolaylaştırsa da, ölçütün yerini aldığında bizi yanıltmaya başlar.Çünkü iki şey arasındaki farkı görmek, onlardan hangisinin kabul edilebilir olduğunu belirlemeye ye

Atomize zamanlar ve rayihasız hayatlar: Disenkroni

Hayatı, bizden önceki nesillerin hiç tecrübe etmediği bir hızda yaşıyoruz.İşlerimizi saniyeler içinde hallediyor, binlerce kilometrelik mesafeleri saatler içinde aşıyor, dünyada olan bitenden anında haberdar oluyoruz.Fakat yaşadığımız hayatın pek tadı tuzu yok.Derin bir huzursuzluk, bastırılamaz bir yüzeysellik ve ritimsizlik hissi yakamızı bırakmı

Alparslan Kuytul neden hem önemli hem kıymetli bir figürdür

Bazı bilimsel deneyler, insanların bir tür adalet hissiyle doğduklarına dair ipuçları veriyor.Belki de dinlerin "fıtrat" dediği şeyin bir tarafı da bu: İnsan, dünyaya adalet, merhamet, diğerkâmlık duygularına yatkın olarak geliyor.Ama insan, içinde adalet tohumu ile doğsa da o tohumu yeşertecek bir toplum düzeni kendiliğinden ortaya çıkmıyor.Hatta

Seni sevmeyen ölsün

Alin Ozinian, Sevan Nişanyan'ı VIA TV'de İran'ı konuşmak üzere konuk etti. Programda İran'ın konuşulacağını duyan birçok sosyal medya kullanıcısı menfi tepki vermiş. Bu tuhaf İran düşmanlığına dikkat çeken Ozinian, Nişanyan'a, "İran'da da böyle bir Türkiye düşmanlığı görüyor musun" diye sordu. Cevap ilginçti:Zannetmiyorum... Ama Türkiye'de sosyal m

Silahlar adaletin sesinin duyulması için susmalı

PKK'nın kendisini feshettiğini açıklamasının ardından iktidar Meclis'e silah bırakma sürecinin teknik ve hukuki çerçevesini düzenleyen bir yasa getirdi.Bu, Türkiye'nin uzun süredir taşıdığı ağır meselenin yeni bir eşiğe geldiğini gösteriyor.Onlarca yıldır süren çatışmanın ardından silahların susması çok mühim, çok sevindirici.Fakat silahların susma

Denizdeki balıklar denizi neden fark etmez

Prof. Dr. İlhami Güler Hoca'nın Karar gazetesinde yayınlanan "Dindar/muhafazakâr"ların ahlakı neden zayıf" başlıklı yazısına gelen bir okuyucu yorumu, bir zamandır anlatmaya çalıştığım köreltici mekanizmanın kanlı canlı bir örneği oldu.Neydi o "köreltici mekanizma"Grup kimliğinin, bireyi kendi grubunun günahları karşısında körleştirmesi, sağırlaştı

Hakikati kim öldürüyor

Bu yazıdan önceki iki yazımda, çoğu zaman hakikati aramak yerine, kimliğimiz haline getirdiğimiz inançlarımızı korumaya çalıştığımıza dikkat çekmiştim.Sosyal psikolojinin "kimlik koruyucu biliş" dediği bu mekanizma, Türkiye siyasetinin birbirine taban tabana zıt dört kimlik grubunda da benzer biçimlerde işliyor.Gülen cemaati mensubu pek çok kişi, i

Hakikatin yeni rahipleri

Bir önceki yazımda, insanların çoğu zaman hakikati aramak yerine kimlik ve inançlarıyla örtüşen bilgileri sorgulamadan kabul ettiklerini anlatmıştım. Ayrıca inandıklarıyla çelişen kanıtlardan nasıl kaçındıklarını, yani Dan Kahan'ın kimlik koruyucu biliş dediği olguyu ele almıştım.Şimdi bu tabloyu daha da tehlikeli hâle getiren bir gelişmeyle karşı