The Terminal
Hayır, Tom Hanks'in başrolünü oynadığı Terminal filmi değil bu.
Gürsel eniştenin öyküsü.
H H H
Efendim, emekli İngilizce öğretmeni Gürsel enişte, geçen hafta Varşova'dan İstanbul'a dönüyordu.
Havalimanına biraz gecikmeli olarak girdi, nefes nefese bilet kontrolünü yaptırdı.
Çocukluğundan beri namazı aksatmadığı için, ikindi vaktinin azaldığını görünce panikledi.
Sağa sola baktı. Tam karşısında, merdivenlerle çıkılan bir asma kat gördü.
Yolcusuz, sakin bir yerdi.
Merdivenleri hızla tırmandı.
Sol tarafta yan yana hava yolu şirketlerinin büroları vardı. Sağ tarafta balkon gibi camlı seyir terası.
H H H
En başta Lübnan Hava Yolları yazıhanesini görünce rahatladı. İçeride uzun boylu, düzgün fizikli, hatta yakışıklı, kıvırcık saçlı, melez, tipik bir Lübnanlı vardı.
Cam kapıyı hafifçe tıklayıp içeri girdi:
- Selamünaleyküm.
Beklediği gibi, genç adam coşkuyla ve Müslümanca karşılık verdi:
- Vealeykümüsselam ve rahmetullahi ve berakâtühü.
- Şey, ben uçağa binmeden ikindi namazını kılacaktım da... İki rekât, yani iki dakika. Şöyle kenarda kılabilir miyim
Lübnanlı koltuğundan kalkıp, cam masanın solundan dolaşarak Gürsel eniştenin sol kolundan tuttu:
- Hayır, asla! İşim var, lütfen çıkar mısın
Eniştenin kolundan çekiştirerek yazıhanenin dışına çıkardı.
Gürsel abi, tam da o günlerde İsrail bombalarından kafasını kaldıramayan Lübnanlıları düşündü.
"Tövbe tövbe" diyebildi.
H H H
Bir sonraki hava yolu ofisine baktı, LOT Air. Polonya Hava Yolları yani. Sormaya bile gerek görmedi. Geçti.
Bir sonraki camda "El Al Israel Airlines" ismini görünce, şeytan çarpmış gibi geri döndü.

61