Malım benim

Malım benim

Haris abi, bizim köyün en atak, en iş bitirici, en girişimci adamı.
Muhtarlık yaptığı dönemde yolları tamir ettirmiş, köye belediye otobüs seferlerini başlatmıştı.
Yaşını tam bilmiyorum ama elli beşler civarında sanırım.
İsmi, dönemin nüfus memurunun gadrine uğramış gibi. Belki de babası "Halis" dedi, adam "Haris" yazdı. Bölgede pek çok tuhaf örnekte olduğu gibi.
Neyse canım, konumuz isim değil şimdi. Sadede gelelim, asıl konuya yani.

***

Babası vefat edince Haris abi hemen miras işlerine girdi.
İki ağabey ve iki ablasına miras bölüşümünü kabul ettiremeyince, avukata gidip dava açtırdı.
Çankırı şehir merkezinde, Bakırcılar Çarşısındaki dükkânıma geldiğinde, "Köydeki gayrimenkullerimiz için avukata vekâlet verdim" dedi.
Evli iki ablasına bir şey vermeyeceğini, mirasın üç erkek kardeş arasında bölüneceğini anlattı.
Bildiğim kadarıyla Yanıkoğlu ailesine ait altı tarla, iki ev, bir değirmen vardı.

***

Haris abi başka bir gün çay içmek ve soluklanmak için yine geldi. Özel olarak yaptırmış olduğum sedire oturup, şapkasını kafasından çıkardı, otantik mindere yapıştırdı.
Sesli yudumlarla çayını içerken şöyle dedi:
"Baba memleketine de gidip, dava açacağım. Yok öyle... Babamın sesi çıkmadı diye amcam senelerdir kullanıyor çay ocaklarını..."

***

Gerçekten de Haris abi Rize'ye gidip avukat tutmuş.
Köyde olduğum bir akşam, kahvede "Önce mal tespiti yapacaklar. Sonra mahkeme babama düşen payı verecek, göreceksiniz" dedi.
Bu inat ve bu iradeye gıpta ettim. Adama bak, tuttuğunu koparıyor.
"Şimdi sıra dayılarımda... Annem her şeyi onlara bırakmış ama ben bırakmayacağım. Önümüzdeki hafta da Kuyucak'a gideceğim. Annemin hakkını vermezlerse dava açacağım."