Yazar, Mardin'in zengin İslami ve Hıristiyan mirasının mimari değerini ve sembolik derinliğini anlatırken, modern şehirleşmeyle birlikte gelen manevî boşluğuna işaret ediyor. Şehrin kültürel zenginliğinin korunması gerektiğini savunsa da, turizm ve konfor karşında ibadethanelerin terk edilmesi sorununu görüyor. Bu çelişkiye çare bulmak için şehrin mirasını turizm ürünü olarak kabul etmek mi, yoksa cemaatin dini yaşamını geri kazanmak mı gerekliydi?
Mardin'de âdeta şehrin muhafızları gibi asırlardır nöbet tutan külliye, camii ve medreseler geçmişten geleceğe ulaklık etmeye devam ediyor. Bir tarafta Kasımiye Medresesi diğer tarafta Zinciriye Medresesi, bir tarafta Hatuniye Camii ve Medresesi diğer tarafta Mardin Şehidiye Camii ve Medresesi, bir tarafta Latifiye Camii diğer tarafta Şeyh Çabuk Camii Hak aşıklarının ömrünü ömür katıyor.
İşte bunlardan birisi de Hatuniye (Sitti Radviyye) Camii ve Medresesi. Gül Mahallesi'nde bulunan Mardin Artuklu Hükümdarı İkinci Kutbüddin İlgazi'nin saltanatı sırasında (1176-1184) annesi Sitti Radviyye tarafından kadınlara özel eğitim kurumu olarak inşa edilen Hatuniye (Sitti Radviyye) Camii ve Medresesi, Hazreti Muhammed'in ayak izini muhafaza eden bir yapı olmasının yanı sıra haziresinde Sitti Raziye ve Artuklu Sultanı Kutbettin İlgazi'ye ev sahipliği yapıyor.
Medresedeki türbede yan yana hesap gününü bekleyen Sitti Radviye ve Artuklu Sultanı Kutbettin İlgazi'ye Peygamber Efendimize ait olan ayak izi ve öğrencilere ilimle birlikte ahlâkı, inancı ve yaşam yolunu hatırlatmak amacıyla Cehennem'i tasvir eden Cehennem Mihrabı (Kapısı) mihrab eşlik ediyor. Hemen yan tarafta bulunan mesciddeki Cennet Mihrabı (Kapısı) Cennet'e açılan kapının yolunu simgelerle özetliyor. Hülasa, dünya ve ahirete dair ne varsa duymak isteyenler için taşlar dile geliyor.
*
* Anadolu'da cami, medrese, çeşme, hamam ve şifahâne olarak külliye şeklinde inşa edilen ilk yapı toplulukları arasındaki Emînüddin Külliyesi, 1108-1112 yılları arasında Mardin Artuklu Sultanı Necmeddin İlgazi'nin kardeşi Emînüddin'in başlattığı inşaat Sultan tarafından tamamlatılmış, Mardin'deki en erken tarihli Artuklu yapısı olarak biliniyor.
* Cumhuriyet Meydanı'nın güney kısmında bulunan ve 1371'de Artuklu Dönemi'nde, Abdüllatif bin Abdullah tarafından yaptırılan taşların dile geldiği, zerafetin zirve yaptığı Latifiye (Abdüllatif) Camii, "En Güzel Camii" takdirini fazlasıyla hak ediyor.
***
ZİNCİRİYE MEDRESESİ İHTİŞAMINI HÂLÂ KORUYOR
1385 yılında Mardin'de hüküm süren son Artuklu Sultanı Melik Necmeddin İsa tarafından yaptırılmasından dolayı "Sultan İsa Medresesi" olarak anılan yapı, rasathane olarak da kullanılabilmesi için "Kartal Yuvası" Mardin Kalesi'nin hemen alt tarafına inşa edilmiş. Şehrini Timurlenk ve ordusunun istilasına karşı korumak için mücadele eden Sultanı Melik Necmeddin İsa başarılı olamayınca bu medresede hapsedilmiş. Sultanı Melik Necmeddin İsa'nın ve çok sayıda kitâbenin bulunduğu medrese, bir dönem ise Mardin Müzesi olarak kullanılmış.
Bununla birlikte buraya Zinciriye Medresesi denilmesi değişik rivayetlerle anlatılıyor. Bunlardan birisi eskiden iki dilimli kubbe arasında gerili olan zincirle ilişkilendirilirken, diğeri ise medresenin üzerinde gökyüzüyle yeryüzünü birleştiren manevî bir zincirin kalbi paklar tarafından hissedilmesine dayandırılıyor.
***
İNSANIN ÖZETİ "HAYAT HAVUZU"NDA SEMBOLİZE EDİLMİŞ...
İki teras üzerine iki katlı olarak 1469 yılında medrese, cami ve türbe şeklinde inşa edilen külliye; inşasına Artuklularca başlanıp, 15'inci yüzyılda Akkoyunlular tarafından tamamlanmasından dolayı Sultan Kasım'ın adıyla yani Kasımiye Medresesi olarak anılıyor. Mardin'deki Artuklu Dönemi'nin son eserlerinden olmakla birlikte, eğitim amaçlı kurulan en büyük medreselerden birisi olan yapı, insan hayatının beş evresini (bebeklik, çocukluk, gençlik, yaşlılık ve ölüm sonrası) temsil eden "Hayat Havuzu"nun bulunduğu avlusuyla âdeta varoluş hikâyesinin bütün evrelerini özetliyor. Medresenin ortasındaki incecik kanaldan akan su hayatın geçiciliğini; kanalın girişindeki genişlik doğumu, ortadaki darlık hayatın zorluklarını, sondaki bölümde kayboluşu ise ölümü sembolize ediyor. Ölümün bir bitiş değil, yeni bir başlangıç olduğunu sessiz sessiz akarak anlatan âb-ı hayat suyu ziyaretçilerin ruhunu serinletiyor. (Bu örneği diğer medrese ve ibadethanelerin çoğunda görmek mümkün. En barizi ise Zinciriye Medresesi'nde ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. )
Bitmedi!..
* Tekke Mahallesi'ndeki Akkoyunlu Hükümdarı Kasım Bin Cihangir'in yeğeni İbrahim Bey tarafından yaptırılan Şah Sultan Hatun Medresesi,
* Gül Mahallesi'nde bulunan ve günümüzde mescid olarak kullanılan Artuklu eseri Melik Mansur Medresesi,
* Şehir merkezinde bulunan ve 13'üncü yüzyıl sonu ile 14'ncü yüzyıl başına tarihlen Altunboğa Medresesi,
* Haziresinde bânisi Akkoyunlu Cihangir Bey'in türbesin de bulunan Mardin'in güneyindeki Cihangir Bey Zaviyesi ile birlikte
"Peygamber Efendimizin postacısı/elçisi" olarak bilinen ve "Şeyh Çabuk" mahlasıyla anılan sahabi, Abdullah bin Enes el-Cüheyni (r.a.)Abdullah bin Enes el-Cüheyni'nin (r.a.) türbesi ev sahipliği yapan Şeyh Çabuk Camii, Melik Mahmut Camii, Pamuk Camii, Reyhaniye Camii, Arap (Azap) Camii, Hacı Ömer (Halife) Camii, Şeyh Kasım Halveti Türbe ve Mescidi ve burada adını anamadığımız onlarca mâbed geçmişten geleceğe ulaklık yapmaya devam ediyor.
CAMİLER CEMAATE HASRET!..
Bütün bu güzelliklerle birlikte, insanı üzen, içini burkan şeylere de tanık olunuyor elbette. Son dönemlerde Yeni Mardin'de yükselen konforlu gökdelenlere rağbetin artmasıyla birlikte Eski Mardin'de demografi değişmiş. Turizm ve ticaret canlanmış, eğlencenin dibi bulunmuş lâkin mâbedler şehri manevî yozlaşma hastalığına yakalanmış. Çevrelerinde iğne atışla yere düşmeyecek kalabalıklar olmasına rağmen, vakit namazlarında yarım safı bile bulmayan cemaatin olmamasına üzülmemek mümkün değil. Yani mâbedleriyle ünlü bu şehirde camiler cemaate hasret. Vesselâm.
***
ÇAN SESİ EZAN SESİNE KARIŞIYOR
Biraz da özellikle İslâm öncesi bölgeye değer katan kadîm yapıların birkaçından bahsedelim....
MÜZEYİ ANDIRAN KIRKLAR KİLİSESİ
Merkez Artuklu ilçesi Şar Mahallesi'nde bulunan ve Mardin Süryânî Kadim Ortodoks Cemaati'ne ait olan Mor Behnam (Kırklar) Kilisesi, 6'ncı yüzyıla tarihlendiriliyor. Bir müzeyi andıran kilise, üç giriş kapısı, ince taş işçiliğine sahip mihrapları, 400 yıllık ahşap mihrap kapıları, 1500 yıllık kök boyası baskılı el dokuması perdeleri, ahşaptan yapılmış ve farklı motiflerle süslenmiş ayin sunakları, fildişi bezemeli kürsüleri, gümüş kandilleri, kutsal kişilerin tabloları ve elyazması dua kitapları ile zengin bir koleksiyonu içinde barındırıyor.
AZİZEYE İTHAF EDİLEN TEK KİLİSE
Merkez Artuklu ilçesi Teker Mahallesi'nde bulunan ve 6'ncı yüzyılda yapılmış olduğu düşünülen Mardin Süryânî Kadim Ortodoks Cemaati'ne ait olan Mort (Azize) Şimuni Kilisesi adını Tanrı'ya olan inancından vazgeçmediği için 7 çocuğuyla birlikte katledilen ve daha sonra azize ilan edilen Mort Şimuni'den almış. Bir azizeye ithaf edilen tek kilise olan Mort Şimuni Kilisesi; çan kulesiyle, dövme demir parçalarıyla, iri çivilerle kaplı ceviz kapıları ve ayin sunağıyla dikkat çekerken, ana kapısından üst kattaki avlusuna girince Mardin Ovası ihtişamıyla âdeta kartpostallık poz veriyor.

18