Okullara polis mi koyacağız, yoksa nesillere ahlak mı kazandıracağız

Okullara polis koymak şiddet sorunu çözer mi, yoksa gençlerin kalbini koruyamayan sistem mi asıl suçlu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, okullardaki şiddet olaylarının güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceğini, bunun bir nesil ve eğitim sistemi meselesi olduğunu savunuyor. Gençlere akademik başarı dışında kimlik, amaç ve değer verilmemesinin boşluğunu sosyal medya ve zararlı alışkanlıkların doldurduğunu ileri sürüyor. Ancak ahlak eğitiminin tek başına çoğu sosyal problemin ekonomik ve yapısal nedenlerini çözebilir mi?

Son günlerde okullarda yaşanan şiddet olayları, öğrenciler arası zorbalık, öğretmene yönelik saygı kaybı ve gençler arasında hızla yayılan zararlı alışkanlıklar toplumun her kesiminde ciddi bir endişe oluşturuyor. Her olaydan sonra aynı çözüm önerisi gündeme geliyor: okullara daha fazla polis koymak. Oysa mesele sadece güvenlik tedbirleriyle çözülebilecek bir mesele değildir. Bu sorun doğrudan doğruya bir nesil meselesidir.

Merhum Necmettin Erbakan hocamız yıllar önce bu gerçeği açık bir şekilde ifade etmişti. Ona göre her bir okula bir polis görevlendirmesini bırakın, her bir gencin başına bir polis görevlendirseniz bile bu problemler çözülemezdi; asıl önemli olan her bir gencin kalbine Allah korkusunu, Cenab-ı Allah'ın sevgisini, İslam dininin muhabbetini ve güzel ahlâk anlayışını yerleştirmekti. Bugün yaşanan tablo, bu tespitin ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

Okulların kapısına güvenlik görevlisi koyabilirsiniz. Koridorlara kamera yerleştirebilirsiniz. Bahçelerde denetimi artırabilirsiniz. Ancak gençlerin kalbinde merhamet, sorumluluk ve ahlâk duygusu oluşmadan bu tedbirlerin hiçbiri kalıcı çözüm üretmez. Çünkü ahlâkın olmadığı yerde disiplin korkuya dönüşür; korkuya dayalı düzen ise sürdürülebilir değildir.

Çeyrek asırlık iktidar boyunca sıkça dile getirilen "dindar nesil yetiştirme" hedefi bugün yeniden düşünülmesi gereken bir noktaya gelmiştir. Eğer hedef gerçekten buyduysa, okullarda yaşanan bu tabloyu sadece güvenlik eksikliğiyle açıklamak mümkün değildir. Bir nesli sadece sınav başarısına odaklayarak yetiştirirseniz karakter zayıflar. Sadece kariyer rekabeti içinde büyütürseniz vicdan zayıflar. Sadece tüketim kültürü içinde şekillendirirseniz sorumluluk duygusu zayıflar. Oysa eğitim sadece bilgi aktaran bir süreç değildir; aynı zamanda insan yetiştirme meselesidir.

Bugün okullarda yaşanan şiddet olayları bireysel sapmalar olarak görülmemelidir. Bu tablo aynı zamanda eğitim anlayışındaki yön kaybının da bir göstergesidir. Gençlere kimlik verilmezse kimlik arayışı başlar. Gençlere amaç verilmezse yön kaybı ortaya çıkar. Gençlere değer verilmezse değersizlik hissi büyür. Bu boşluğu ise çoğu zaman sosyal medya, yanlış rol modeller ve zararlı alışkanlıklar doldurur.