İnsan hayatı baştan sona bir yolculuktur. Sabah evden iş yerine giderken de bir yolculuktayız, bir dostu ziyaret ederken de.
Kimi zaman bir şehirden başka bir şehre, kimi zaman da bir hâlden başka bir hâle geçeriz. Fakat bütün bu yolculukların ötesinde, bir gün mutlaka çıkacağımız ve dönüşü olmayan bir yolculuk daha vardır ki o da dünya menzilinden berzah âlemine yapılan ebedî yolculuktur.
Bu hakikati düşündükçe, bir tahdîs-i nimet olarak yıllardır güzel bir âdet edinmeye çalıştım. Evden her çıkışımda, özellikle kuşluk vaktinde kıldığım Salâtü'd-Duhâ namazıyla birlikte iki rekât Tehiyyetü'l-Menzil (yolculuk namazı) kılmayı alışkanlık hâline getirdim. İş yerine giderken, bir dostu ziyaret ederken veya herhangi bir sebeple evden ayrılırken kılınan bu iki rekât namaz, sıradan bir hareketi ibadete dönüştüren manevî bir hazırlık hükmüne geçmektedir.
Aslında mü'minin hayatındaki en büyük sanat, günlük işlerini ibadet şuuruyla yaşayabilmesidir. Yemek yemek, çalışmak, yolculuk yapmak ve hatta dinlenmek bile niyetle ibadete dönüşebilir. Risale-i Nur'da sıkça vurgulanan bu hakikat, sünnet-i seniyeye ittiba ile hayatın her anını bereketlendirmeyi öğretir.
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, Sünnet-i Seniyyeye ittibanın önemini Lem'alar eserinde şöyle ifade eder: "Sünnet-i Seniyyeye ittiba eden, âdâtını ibadete çevirir. Bütün ömrünü semeredar ve sevapdar yapabilir."1
Bu ölçüye göre, evden çıkarken kılınan iki rekât namaz da sıradan bir yolculuğu ibadet ve tefekkür vesilesi hâline getirmektedir. ünkü insanın önünde ne kadar zaman kaldığını kimse bilemez. Nice insanlar sabah evlerinden çıkmış, fakat akşam geri dönememiştir. Nice kimseler, sıradan bir günün içinde ebediyet yolculuğuna uğurlanmıştır. Bu sebeple mü'min her an hazırlıklı yaşamak durumundadır.
Bediüzzaman Hazretleri, bu hususa dikkat çekerek şöyle der: "Madem her vakit ecel gelebilir; eğer insanı gaflet içinde yakalasa, ebedî hayatına çok zarar verebilir."2
Bu ihtar, mü'mini korkutmak için değil; gafletten uyandırmak içindir. Zira ölüm, mü'min için yokluk değil; Rahmân'ın huzuruna, sevdiklerine ve ebedî âleme yapılan bir yolculuktur. Ancak bu yolculuğun azığı iman, takva ve salih amellerdir.
Bir darb-ı meselde denildiği gibi: "Yola çıkacak olan azığını önceden hazırlar." Ebedî bir yolculuğa çıkacak olan insanın da hazırlığını son dakikaya bırakmaması gerekir. Namaz, dua, zikir, sünnet-i seniyyeye ittiba ve ihlâsla yapılan hizmetler bu yolculuğun en kıymetli azıklarıdır.

10