Nasıl biliyoruz ki kimse Kur'ân'a muaraza edemedi

Eğer denilse: "Nasıl biliyoruz ki kimse (Kur'ân'a) muaraza edemedi ve muaraza kabil değil"

Elcevap: Eğer muaraza mümkün olsaydı, herhalde teşebbüs edilecekti. ünkü muarazaya ihtiyaç şedîd idi. Zira dinleri, malları, canları, ıyalleri tehlikeye düşüyor; muaraza edilseydi kurtulurlardı. Eğer muaraza mümkün olsaydı, herhalde muaraza edecektiler. Eğer muaraza edilseydi, muaraza taraftarları kâfirler, münafıklar çok, hem pek çok olduğundan, herhalde muarazaya taraftar çıkıp iltizam ederek herkese neşredeceklerdi; nasıl ki İslâmiyet'in aleyhinde her şeyi neşretmişler. Eğer neşretseydiler ve muaraza olsaydı, herhalde tarihlere, kitaplara şaşaalı bir surette geçecekti. İşte meydanda bütün tarihler, kitaplar; hiçbirisinde, Müseylime-i Kezzab'ın birkaç fıkrasından başka yoktur.

Halbuki Kur'ân-ı Hakîm, yirmi üç sene mütemadiyen damarlara dokunduracak ve inadı tahrik edecek bir tarzda meydan okudu. Ve derdi ki:

"Şu Kur'ân'ın, Muhammedü'l-Emin gibi bir ümmîden nazirini yapınız ve gösteriniz.

"Haydi, bunu yapamıyorsunuz; o zat ümmî olmasın, gayet âlim ve kâtip olsun.

"Haydi, bunu da getiremiyorsunuz; bir tek zat olmasın. Bütün âlimleriniz, beliğleriniz toplansın, birbirine yardım etsin. Hatta güvendiğiniz âliheleriniz size yardım etsin.

"Haydi, bununla da yapamayacaksınız; eskiden yazılmış beliğ eserlerden de istifade edip, hatta gelecekleri de yardıma çağırıp, Kur'ân'ın nazirini gösteriniz, yapınız.

"Haydi, bunu da yapamıyorsunuz; Kur'ân'ın mecmuuna olmasın da, yalnız on suresinin nazirini getiriniz.

"Haydi, on suresine mukabil, hakikî, doğru olarak bir nazire getiremiyorsunuz; haydi, hikâyelerden, asılsız kıssalardan terkip ediniz, yalnız nazmına ve belâgatine nazire olsun getiriniz.

"Haydi, bunu da yapamıyorsunuz; bir tek suresinin nazirini getiriniz.

"Haydi, sure uzun olmasın; kısa bir sure olsun, nazirini getiriniz. Yoksa din, can, mal, ıyalleriniz dünyada da, ahirette de tehlikeye düşecektir."

İşte sekiz tabakada ilzam suretinde, Kur'ân-ı Hakîm yirmi üç senede değil, belki bin üç yüz senede bütün ins ve cinne karşı bu meydanı okumuş ve okuyor. Halbuki evvelki zamanda o kâfirler can, mal ve ıyalini tehlikeye atıp en dehşetli yol olan harp yolunu ihtiyar ederek, en kolay ve en kısa olan muaraza yolunu terk ettiler. Demek muaraza yolu mümkün değildi.