Akıl gözünü kapasa da, vicdanın gözü daima açıktır

İnsan aklı tatil etse de vicdan her zaman Allah'ı hatırlar; peki bu doğal sezgi, modern insanın şüpheciliğine karşı yeterli midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, akıl işleri durdursa bile vicdanın süreklı olarak ilahi bilgiyi işlettiğini ve bu bilginin insanın sınırsız yeteneklerine hayat verdiğini ileri sürer. Hayatın karmaşasında ve acılarına karşı bu ilahi bilgi (marifet) tek dayanak noktası olduğu için öne sürüyor. Ancak modern dünyada tesadüflere inananlar için bu vicdan sesi gerçekten güçlü bir antidot olabilir mi?

Akıl tatil-i eşgal etse de nazarını ihmal etse, vicdan Sânii unutamaz; kendi nefsini inkâr etse de, Onu görür, Onu düşünür, Ona müteveccihtir.

Hads –ki, şimşek gibi sür'at-i intikaldir– daima onu tahrik eder. Hadsin muzaafı olan ilham, onu daima tenvir eder. Meyelânın muzaafı olan arzu ve onun muzaafı olan iştiyak ve onun muzaafı olan aşk-ı İlâhî, onu daima marifet-i Zülcelâl'e sevk eder. Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-i cazibedarın cezbiyledir.

Bu nükteleri bildikten sonra, şu bürhan-ı enfüsî olan vicdana müracaat et. Göreceksin ki, kalp bedenin aktârına neşr-i hayat ettiği gibi, kalpteki ukde-i hayatiye olan marifet-i Sâni'dir ki, istidadat-ı gayr-i mahdude-i insaniye ile mütenasip olan âmâl ve müyul-ü müteşa'ibeye neşr-i hayat eder, lezzeti içine atar ve kıymet verir ve bast ve temdid eder. İşte nokta-i istimdad.

Ve kavga ve müzahemetin meydanı olan dağdağa-i hayata hücum gösteren âlemin binlerce musibet ve müzahemelere karşı yegâne nokta-i istinad, yine marifet-i Sâni'dir.

Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni-i Hakîm'e itikad etmezse ve ale'l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse, ister istemez tevahhuş, dehşet, telâş, havftan mürekkeb bir hâlet-i Cehennemnümun ve ciğerşikâfa düşecektir. O ise eşref ve ahsen-i mahlûkat olan ruh-u insaniyetin her şeyden ziyade perişan olduğunu istilzam eder. O ise intizam-ı kâmil-i kâinattaki nizam-ı ekmele zıt oluyor. Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hükümfermalık, hakikat-i nefsü'l-emriyenin hassa-i münhasırası olduğu için, her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan, Sâni-i Zülcelâl, marifetini kalb-i beşere daima tecellî ettiriyor. Akıl, gözünü kapasa da, vicdanın gözü daima açıktır.

Mesnevî-i Nuriye, Nokta, s. 276

LUGATE:

adem-i kifayet: kâfi gelmeme, yetersizlik.

ale'l-amyâ: körü körüne.

âmâl: emeller, arzular.

bast: açma, genişletme.