İş güvenliği eğitimlerinde yeni dönem
Yeni İSG yönetmeliği eğitimleri zorunlu kıldı, peki işverenler bu maliyeti çalışan ücretlerinden çıkarmayacak mı?
Yazı, 2026 tarihli yeni İSG yönetmeliğinin işe başlama eğitimlerini yüz yüze ve uygulamalı hale getirerek, eğitim süreçlerini daha sistematik ve işyerine özgü kılmasının kritik bir adım olduğunu savunmaktadır. Yazar bunu, eğitimlerin şekli bir yükümlülükten çıkartılarak ölçülebilir ve denetlenebilir hale getirilmesinin etkin bir İSG kültürü oluşturacağını ileri sürmektedir. Ancak işverenlerin bu yeni ve kapsamlı eğitim yükünü yerine getirirken iş gücü maliyetlerini nasıl yönetecekleri açık mı?
İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG), ülkemizde yasalarla düzenlenmesinin ötesinde, çalışma hayatının sağlıklı şekilde sürdürülebilir olması ve insan sağlığını koruyucu çalışma koşullarının teminatı niteliğindedir. İş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi, insan sağlığına uygun çalışma koşullarının sağlanması ise ancak çalışanların bilinçlendirilmesi ve işyerinde İSG kültürünün yerleşmesiyle mümkündür.
Bu doğrultuda İSG eğitimleri, sadece mevzuata uyum sağlamak için verilen formalite eğitimler olmayıp; çalışan davranışlarını doğrudan etkileyen ve riskleri minimize eden kritik bir araçtır. Nitekim 2 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" ile birlikte, İSG eğitimlerine ilişkin kritik düzenlemeler gündeme gelmiştir.
İlgili Yönetmelik kapsamında, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında çalışanlara verilecek eğitimlerin usul ve esasları güncellenmiştir. Bu kapsamda eğitim süreçleri daha sistematik hale getirilmiş, işveren ve çalışan yükümlülükleri netleştirilmiş ve özellikle eğitimlerin etkinliğini artırmaya yönelik önemli yenilikler getirilmiştir.
Yeni düzenlemenin en dikkat çekici yönlerinden biri, işe başlama eğitiminin kapsam ve niteliğinin açık şekilde tanımlanmasıdır.
"İşe Başlama Eğitimi: Çalışan fiilen çalışmaya başlamadan önce verilen, uygulamalı ve yüz yüze eğitimi ifade eder."
Artık çalışanların fiilen işe başlamadan önce, yapacakları işe ve karşılaşacakları risklere ilişkin uygulamalı ve yüz yüze eğitim almaları zorunlu hale getirilmiştir. İşe başlama eğitimleri en az iki saat olmalı ve eğitim sonunda tutanak düzenlenerek işçinin özlük dosyasında saklanması gerekmektedir.
Temel eğitimler bakımından getirilen bir diğer önemli düzenleme ise eğitimlerin işe başlama tarihinden itibaren en geç üç ay içinde tamamlanması zorunluluğudur. Bu düzenleme doğrultusunda, eğitimlerin ertelenmesi veya ihmal edilmesi gibi kanun dışı uygulamaların önüne geçilmesinin hedeflendiği ifade edilebilir.
Ayrıca eğitim içeriklerinin yalnızca genel konularla sınırlı kalmayıp, işyerine özgü riskler ve risk değerlendirmesi dokümanları dikkate alınarak hazırlanması gerekmektedir. Bu durum, her işyerinin kendi faaliyet alanına özgü risklerini dikkate alan, daha nitelikli ve hedef odaklı eğitimlerin verilmesini sağlayacaktır.
Eğitimlerin verilme yöntemleri bakımından da önemli değişiklikler söz konusudur. Özellikle uzaktan eğitim uygulamalarına ilişkin detaylı düzenlemeler yapılmış, hangi konuların uzaktan verilebileceği açıkça belirlenmiştir.
Mümkün olan eğitimlerin uzaktan eğitim yöntemi kullanılarak verilmesi halinde çalışanların uzaktan eğitim sistemine giriş ve çıkışları, eğitim tamamlama oranları, ölçüm ve değerlendirme sonuçları ve benzeri veriler kayıt altına alınmalı, izlenmeli ve raporlanmalıdır.
İşverenler tarafından, uzaktan eğitim sisteminin;
* Kullanıcıların ulaşmakta güçlük çekmeyeceği, kullanıcı talebini karşılayabilir, yönetilebilir ve izlenebilir,
* İleri sarma, sekme veya pencere kapatma gibi eğitimin verimliliğini olumsuz etkileyecek hususları önleyecek,
* Belirli periyotlarda kısa soru veya önemli bilgi ve benzeri açılır pencereler aracılığıyla çalışanın eğitime aktif olarak katılımını destekleyecek,

8