İş ilişkisinde esas olan belirsiz süreli iş sözleşmesiyken, belirli süreli iş sözleşmesi, ancak objektif koşulların varlığı halinde kurulabilen istisnai bir iş sözleşmesi türüdür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11'inci maddesi uyarınca belirli süreli işlerde, belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak yazılı şekilde yapılan iş sözleşmeleri, belirli süreli iş sözleşmesi olarak kabul edilmektedir.
Bu nedenle yalnızca sözleşmeye bir başlangıç ve bitiş tarihi yazılması, sözleşmenin belirli süreli sayılması için yeterli değildir. İş ilişkisinin belirli süreyle kurulmasını gerektiren objektif bir nedenin bulunması gerekir.
Örneğin, doğum izninde bulunan bir çalışanın yerine geçici süreyle personel istihdam edilmesi, askere giden bir çalışanın yarattığı geçici istihdam ihtiyacının karşılanması veya süresi ve bitişi öngörülebilen belirli bir proje için personel çalıştırılması belirli süreli sözleşmeye objektif neden oluşturabilir.
Belirli süreli iş sözleşmeleri, esaslı bir neden bulunmadıkça birden fazla kez üst üste yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilmektedir. Esaslı nedenin devam etmesi halinde ise sözleşmenin yenilenmesi mümkündür ve sözleşme belirli süreli olma niteliğini koruyabilir. Bu ayrım bakiye süre ücreti bakımından da önemlidir. Çünkü bakiye süreye ilişkin tazminatın gündeme gelebilmesi için öncelikle hukuken geçerli bir belirli süreli iş sözleşmesinin bulunması gerekir.
Belirli süreli iş sözleşmesi, kararlaştırılan sürenin sona ermesiyle kural olarak kendiliğinden sona ermektedir. Ancak işveren tarafından sözleşme süresi dolmadan ve haklı bir neden bulunmadan fesih yapılması halinde bakiye süre ücreti gündeme gelmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 438'inci maddesinde, işverenin haklı sebep olmaksızın hizmet sözleşmesini derhal feshetmesi halinde, belirli süreli sözleşmeyle çalışan işçinin sözleşme süresine uyulmuş olsaydı kazanabileceği miktarı tazminat olarak talep edebileceği düzenlenmiştir.
Dolayısıyla bakiye süre ücreti, iş sözleşmesinin feshedildiği tarih ile belirli süreli sözleşmenin normalde sona ereceği tarih arasındaki dönemde işçinin elde edebileceği menfaatlerin karşılığını ifade etmektedir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 438'inci maddesi kapsamında bakiye süre ücretinin gündeme gelmesi için işveren tarafından belirli süreli iş sözleşmesinin süresi dolmadan sona erdirilmesi ve feshin haklı bir nedene dayanmaması gerekir.
İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkının bulunduğu bir durumda bakiye süre ücretine hak kazanılması mümkün olmayacaktır. Bunun yanında sözleşmenin kararlaştırılan sürenin sonunda kendiliğinden sona ermesi de bakiye süre ücreti doğurmaz. Çünkü böyle bir durumda sözleşme süresine uyulmuş olunmaktadır.

11