Kur'an'a göre devlet düzeni ve medeniyet - 166
Yazar, Kur'an'ın farklı topluluk seviyeleriyle iletişim kurduğunu ve yazılı kanunlar olmayan topluluklarda şamanizmin egemen olduğunu iddia ediyor; peki yazılı hukuk olmayan günümüz toplumları neden hala şamanizm döneminde kalmış görünüyor?
Yazar, Kur'an'ın bireyden devlet düzeyine kadar çeşitli toplumsal yapılara ayrı ayrı hitap ettiğini ve 'Ehli Kitap' tanımının yazılı kanunları olan toplumlar anlamına geldiğini ortaya koymaktadır. Bunu insanlık tarihinin göçebe dönemden yerleşik tarım toplumuna evrilişini anlatarak desteklemektedir. Ancak yazılı kanunlar ile modern yönetim arasında gerçekten doğrudan bir ilişki var mı, yoksa yazılı hukuk sistemine sahip toplumlar da günümüzde sözlü otoritelerle mi yönetiliyor?
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam...
"Ya Ehle'l-Kitabi / Ey Ehli Kitap" (Maide 19)
"Ya" nida harfidir, yani hitabı birisine yöneltmek içindir, tahsis için değildir. Yani 'Ahmet, sana söylüyorum' diyor ama başkaları duymasın demiyor.
Kur'an kimlere hitap etmiştir
a) Kur'an bütün insanlara fert fert inmiştir. Her fert Kur'an'ı kendisine Allah'ın gönderdiği mektuptur diyerek okuyacaktır. Kur'an kâfir olanlara doğrudan hitap etmez, onlar için söyle der. Yani kâfir olmayanlara görev verir, onlara tebliğ etme görevi verir. Kâfir kimdir Mümin olmayan kâfir değildir. Mümin olma, Kur'an'ın Allah sözü olduğunu kabul edip kendi hayatını ona göre tanzim etmedir. Kâfir olan da Kur'an'ın Allah sözü olduğunu baştan reddedip ona karşı çıkandır. Bunun dışında ne mümin ne de kâfir olanlar vardır. Bunlar Kur'an'ı okurlar. Onu baştan ne reddetmiş ne de kabul etmişlerdir. Hak ise kabul edeceğim der, hak değilse reddedeceğim der. İşte Kur'an bunları da muhatap alır.
b) Kur'an bütün topluluklara ayrı ayrı inmiştir. Topluluklar kimlerdir Aşiretler, on civarında ailenin oluşturduğu kimselerdir. Kabileler, bunlar yüz civarında aşiretten oluşur. Şa'bler (iller), bunlar yüz civarında kabileden oluşur. Kavimler (devletler), bunlar yüz civarında şa'bden oluşur. Tüm insanlık, bunlar da yüz civarında kavimden oluşur. Kur'an bunların hepsine ayrı ayrı inmiştir. Bunlardan isteyenler Kur'an'ı kendilerine rehber yaparlar.
c) Kur'an sosyal grupları da ayrı ayrı muhatap almıştır. "Minhac" sahipleri ki bunlar tarikatlardır, bunları ayrı ayrı muhatap almıştır. "Şır'a" sahipleri ki bunlar ehli ilimdir, bunları da ayrı ayrı muhatap almıştır. "Mensek" sahipleri ki bunlar meslekî kuruluşlardır. "Viche" sahipleri ki bunlar siyasi topluluklardır, yani "ilmî, dinî, meslekî ve siyasî dayanışma ortaklıklarını" muhatap almışlardır.
d) Bunların dışında başkanları ve âlimleri yani resulleri ve nebileri doğrudan muhatap almış, onlara Kur'an'ı tebliğ etme ve uygulama görevini vermiştir.
Bunlar içinde şeriatları olmayan toplulukları şeriatı olan topluluklardan ayırmış ve şeriatı olanlara "Ehli Kitap" demiştir. Şeriatın olmadığı döneme de "cahiliye dönemi" demiştir. Türkçede "kitap" yazılı şeylere denmektedir. Oysa kitap yazılı hukukun metinleridir, yazılı kanunlardır. Yazmak hattetmek demektir. Bizim "kitab" dediğimize de "mushaf" veya "merkum" denmektedir. Yani "kitap" demek kanun demektir. Şeriatın yazılı olan kısmıdır. Çünkü şeriat yalnız yazılı metinler değildir. Yazılı metinlerin yorumlanması ile oluşan kurallardır. "

21