Yazı, Kur'an'daki 'Mâ' (şuursuz varlıklar) ve 'Men' (şuurlu varlıklar) ayırımını kullanarak kâinatın yapısını açıklamaya ve insanın yaratılışını evrensel kanunlarla ilişkilendirmeye çalışmaktadır. Yazar, doğa kanunlarını anlamanın dini metinleri doğru yorumlamak için gerekli olduğunu savunmaktadır; ancak fizik yasaları ile ilahi mesajları bu şekilde birleştirmenin, orijinal manayı koruyup korumazlığı açık değildir.
Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam...
Bütün Müslümanlar bunun böyle olduğunu bilmektedir.
O halde, bugün canciğer olup İsrail devleti adına zulümler yapan Hıristiyanlar çok yakın zamanda 'artık yeter' diyeceklerdir. İşte o zaman Allah'ın azabı gelmiş olacaktır. Bir kısmını da affedecektir. Ama bunun ne zaman olacağı bize meçhuldür.
"Ve mâ beynehümâ / Ve aralarındaki..." (Maide 18)
"Semavat ve arz ve aralarında" üç yerde geçer, bir yerde de "içindekiler de" geçer. Bunların üçü bu surede geçmektedir.
"Ara" ile "iç" ayrı ayrı mıdır
Evet, semavatı ayrı arzı ayrı düşünürsek, ikisi arasında ayrılık vardır. Aralarındakiler olur. Semavat ve arzı birlikte düşünürseniz, o zaman o ara da semavat ve arz içinde olur.
Bir zerreyi ele aldığınız zaman, o zerre ışık hızında değilse, uzaklığın karesi ile başka zerreleri çeker. O zerrenin semasıdır. Belli bir yakınlığa vardığında artık uzaklık kalmaz, ondan sonra ise çekim yoktur. Uzaydan gelen taşı yer çeker ama yere düştükten sonra artık taş yerle birleşir ve o da yer olur.
Zerreler birbirine yaklaşarak kalırlar. Onların seması oluşur. Çünkü iki misli kuvvetle çekerler. İşte bu çeken merkeze "arz", dışındaki uzaya da "sema" denir. Ay yerin semasıdır. Ama diğer gezegenler ay ve yerin ortak semasındadır. Güneşin seması vardır. Güneş sistemi onun semasındadır. Ama diğer yıldızlar güneş sisteminin semasındadır. Yıldızlar da galaksiyi oluştururlar, onun seması kâinattır.
Burada "Mâ" getirilmiştir. "Men"den yani insan ve meleklerden bahsetmemektedir. Bunu iki şekilde yorumlayabiliriz. Ya insan, melek, cin ve ruh memluk değildir, onlar Allah'ın bir cüz'üdür, dolayısıyla O'nun mülkü dışındadır. Yani bunlar kâinat var edilmeden de var idiler, sonrasında mahluk değildirler. Bu anlayış vahdet-i vücuda gider. Yani ruhumuz Allah'ın bir cüz'üdür. Bedenimizle irtibat kurduğunda orada görevli olmaktadır.
Bu sebeple "Mâ" denmekte, "Men"den bahsedilmemektedir.
Başka bir yorum ise benim ruhumdan demek, bana ait ruhumdan üfledim demiş olur. Ruhlar âlemi ayrı, kâinat ayrı olmuş olur. O takdirde "Mâ" "Men"i de içine alır. Nasıl "âlim" dediğimiz zaman erkek âlim, "âlime" dediğimiz zaman kadın âlim anlaşılırsa; eğer kadın olsun erkek olsun "âlim" dediğimiz zaman bu sefer ikisini ifade eder ama "âlime" dediğimizde hiçbir zaman erkeği ifade etmezse; bunun gibi "Men" şuurlu varlığı ifade eder. "Mâ

33