Mütevazılığın fazlası

Mütevazılık, günlük dilde "alçakgönüllülük" olarak bilinir.

Mütevazı liderler; hata yaptığını ya da bir konuyu bilmediğini kabul etme cesareti, başarıyı tek başına sahiplenmeme ve başkalarının katkılarını takdir etme özellikleriyle öne çıkar.

Araştırmalar, mütevazı liderlerin ekip içinde bağlılığı, güveni ve iş birliğini güçlendirdiğini gösteriyor (1).

Bu yönüyle mütevazılık, neredeyse bütün kültürlerde övgüyle anılan bir erdemdir.

Kendini geri çekmek, öne çıkmamak, başkasını yüceltmek... Bunların her biri insanı "iyi" yapan özellikler arasında sayılır.

Ancak her erdem gibi mütevazılık da ölçüsünü kaybettiğinde ve yanlış yerde konumlandığında, erdem olmaktan çıkıp maliyete dönüşebilir.

"Her şeyin fazlası zarar" sözü, alçakgönüllülük için de geçerlidir.

"Fazla tevazu kibirdendir" ve İbni Haldun'a atfedilen "fazla tevazunun sonu, vasattan nasihat dinlemektir" sözleri bu tehlikeye işaret eder.

Peki, mütevazılık hangi durumlarda fayda üretmekten çıkıp zarar üretmeye başlar

Kararsızlık algısı üreten mütevazılık

Karar alma süreçlerini demokratikleştirme niyetiyle liderin sürekli geri çekilmesi, zamanla farklı bir algıya yol açabilir:

Kararsızlık, özgüven eksikliği veya stratejik yön eksikliği...

Oysa liderlik, sadece dinlemek değil, gerektiğinde karar vermek ve o kararın arkasında durabilmektir.

Bu sebeple sağlıklı yapılarda:

· Kimin hangi konuda söz sahibi olduğu,

· Kararın kim tarafından ve hangi aşamada alınacağı,

· Uzlaşının zorunlu olup olmadığı

net biçimde tanımlanır.

Aksi halde mütevazılık, katılımcılık üretmek yerine yönetim zafiyetine dönüşebilir (1).

Görünmez liderlik ve kaybolan itibar

Başarı çoğu zaman ekip işidir. Ancak liderliğin katkısını tamamen görünmez kılan bir mütevazılık anlayışı, uzun vadede hem lideri hem de ekibi zayıflatır (1).

Modern iş hayatı sadece üretimi değil, görünürlüğü de ödüllendirir.

Söylenmeyen katkı, zamanla sahiplenilmeyen katkıya dönüşür.

Sahiplenilmeyen katkı ise başkaları tarafından kolayca üstlenilir.

Bu durumda daha az yetkin kişiler öne çıkarken, daha yetkin olanlar geri planda kalır.

Mütevazılık burada bir erdem olmaktan çıkar; değerin görünmez kalmasına hizmet eden bir zafiyete dönüşür.

Gelişimi engelleyen "fazla fedakârlık"

Ekibe yük olmamak adına her işi üstlenen lider profili ilk bakışta fedakârca görünür.

Ancak bu yaklaşımın görünmeyen bir maliyeti vardır:

· Ekip üyeleri sorumluluk almayı öğrenemez.

· Yeni beceriler geliştirme fırsatı bulamaz.

· Lider ise giderek artan bir iş yükü altında kalır.

Bu durum sürdürülebilir değildir ve çoğu zaman tükenmişlikle sonuçlanır.

Oysa gerçek mütevazılık, işi üstlenmek değil; insanları güçlendirmek ve sorumluluk dağıtabilmektir.

Kurumsallaşmayı geciktiren samimiyet

Özellikle aile işletmelerinde sık rastlanan bir durumdur:

"Biz zaten birbirimizi anlıyoruz" yaklaşımı...

Mütevazı kurucular çoğu zaman; rolleri yazmaz, sınırları belirlemez ve sistemi kurmaz

Başlangıçta sıcak ve samimi görünen bu yapı, zamanla; yetki karmaşasına, sorumluluk belirsizliğine, iç gerilimlere zemin hazırlar.