Anadolu'dan Yükselen Dijital Vizyon: Bartın'da Akkaya Dönemi

Anadolu'dan Yükselen Dijital Vizyon: Bartın'da Akkaya Dönemi

RAMAZAN TOPDEMİR

Anadolu'yu karış karış gezdiğimizde bazen öyle cevherlerle, öyle gayretli devlet adamlarıyla

karşılaşıyoruz ki, geleceğe dair ümitlerimiz bir kat daha artıyor. Bugün sizlere, Karadeniz'in

incisi Bartın'dan, henüz 8 ay gibi kısa bir sürede şehrin makus talihini yenmeye namzet

adımlar atan bir isimden, Bartın Üniversitesi (BARÜ) Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya'dan

bahsetmek istiyorum.

Malumunuz, geçtiğimiz günlerde 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü idrak ettik. Eskidenüniversitelerin veya kamu kurumlarının, basının bu özel gününe yaklaşımı maalesef rutin birprosedürden öteye geçemezdi. Geçmiş yıllara şöyle bir baktığımızda, bu anlamlı günününiversite gündeminde hak ettiği yeri yeterince bulamadığını, maalesef biraz sönük geçtiğinimüşahede ederdik.

Ancak bu sene Bartın'da bambaşka bir hava vardı. Göreve gelir gelmez, daha koltuğu

ısınmadan ilk 10 gün içinde basın mensuplarıyla vizyon toplantısı yapan Rektör Akkaya, 10

Ocak'ta da gazetecileri unutmadı. Onları kahvaltıda ağırlayarak hem gönüllerini aldı hem deüniversitenin 8 aylık karne hesabını şeffafça verdi.

Bu hassasiyet neden önemli Çünkü Çalışan Gazeteciler Günü münasebetiyle Basın İlan

Kurumu, İstanbul'da İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran'ın teşrifleriyle "Dijital

Dönüşüm Çağında Habercilik" gibi üst düzey bir vizyon ortaya koyarken; Anadolu'da bu

vizyonu yakalayan, "iletişim, istişare ve tedbir" diyerek kapılarını basına ve halka sonuna

kadar açan bir rektörün olması, taşranın kabuğunu kırdığının resmidir.

Dijital Çağın Öncüsü Bir Üniversite

Rektör Akkaya'nın basına verdiği değer, sadece bir nezaket gösterisi değil; aynı zamanda

dijital çağı okuyan bir ferasetin ürünü. İstanbul'daki o etkinlikte konuşulan "Yapay Zekâ ve

Dijital Yetkinlikler" temasının Bartın'daki yansımasını bizzat Rektör Hoca'nın icraatlarında

görüyoruz.

Bakınız, göreve gelir gelmez YÖK'ün de desteğiyle açılan 4 yeni ön lisans programına bir

göz atın: Robotik ve Yapay Zekâ, Yapay Zekâ Operatörlüğü, Tele-Sağlık Teknikerliği ve

Akıllı Altyapılar Teknikerliği. Bu bölümler, Bartın'ın sadece bugününe değil, 20-30 yıl

sonrasına yapılmış en stratejik yatırımdır. Ayrıca BARÜ Teknopark, Bartın Üniversitesi

Geliştirme ve Destekleme Vakfının kurulması ve TÜBİTAK BİGGFusion ortaklıkları gibiicraatlar BARÜ'nün kabuğunu kırdığının en somut delilidir.

Sanayi ile Bütünleşen Eğitim ve İstişare Kültürü

Rektör Akkaya'nın vizyonu sadece iletişimle sınırlı değil; sahada, sanayide ve teknolojik

dönüşümde de somut karşılık buluyor. Bunun en net örneği, "Milli Teknoloji Atölyesi"

projesidir. Gençlerimizi teknolojiyi sadece tüketen değil, üreten bireyler haline getirmeyi

amaçlayan bu hamle, Türkiye Yüzyılı hedeflerinin Bartın'daki yansımasıdır.

Üniversite-Sanayi işbirliği lafta kalmamış, icraata dökülmüştür. Rektör Hoca, BartınOrganize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulu'nu kurarken ben yaptım oldu mantığıyla

değil, tam bir istişare kültürüyle hareket etmiştir. Bartın Valiliği, TSO, Kalkınma Ajansı gibikurumlar ve OSB'deki şirket temsilcileriyle tek tek görüşülmüş, sanayicinin neye ihtiyacı

olduğu analiz edilmiştir. Hatta bu süreci o kadar titiz yürütmüşlerdir ki, YÖK yetkilileribizzat Bartın'a gelip yerinde incelemeler yapmış ve ortaya konan bu doğru modeli takdir

etmişlerdir.

Neticede, Elektronik Teknolojisi programıyla başlayıp Makine ve MetalTeknolojileri ile büyüyecek, istihdam garantili bir okul şehre kazandırılmıştır.

"Bilim Kafe" ile Kampüsten Şehre İnen BilimBartın denilince akla eskiden sadece Amasra ve o eşsiz doğası gelirdi. Şimdi bu markanın

yanına, en az onun kadar parlak bir "BARÜ" markası eklendi. Rektör Akkaya, bilimikampüsün soğuk duvarları arasına hapsetmedi. YÖK işbirliği ile hayata geçirilen "BilimKafe" etkinlikleriyle akademisyenleri halkın ayağına götürdü.

Bu buluşmalar öylesine kıymetli ki... Kimi zaman Amasra'da tarihle buluşulup Bartın halkına

Amastris Antik Kenti anlatıldı. Kimi zaman Ulus ilçesinde, Ulukaya Şelalesi'nin yanı

başında doğa ve bilim harmanlandı. Kimi zaman da Kurucaşile ilçesine gidilerek,

Osmanlı'dan bugüne miras kalan ahşap tekne yapımı yerinde incelendi ve anlatıldı.

Sadece yerel değil, küresel sorunlara da parmak basıldı; son bilim kafe buluşmasında

çağımızın sessiz tehlikesi antibiyotik direncine dikkat çekildi. TEKNOFEST İstanbul'da da

YÖK ile iş birliği yapılarak bilim toplumla buluşturuldu.

Bu noktada bir gurur tablosunun da altını özellikle çizmek gerekir: Bartın Üniversitesi,

'Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları' listesindeki akademisyen sayısını 14'ten 18'e

yükselterek, pek çok köklü üniversitenin dahi sahip olamadığı bir beyin gücüne ulaştı. Ancak

asıl kıymetli olan; bu seçkin bilim insanlarının fildişi kulelerde oturmayıp, Ar-Ge Proje

Pazarı ve Bilim Kafe gibi etkinliklerde bizzat halkın içinde olması, ilmini milletiyle

paylaşmasıdır. İşte bir üniversite, şehriyle ve insanıyla ancak böyle bütünleşir.

Sadece bugünü değil, tarihin derinliklerini de gün yüzüne çıkartıyorlar. Tios Antik Kenti'nde

Karadeniz'in en büyük mezarlık alanının bulunması, Amastris'te o meşhur Medusa'nın bu

kez "gülümseyen" figürünün keşfedilmesi, Rektör Akkaya'nın tarihe ve arkeolojiye verdiğiönemin bir nişanesidir.

İhtisaslaşma ve Akademik DerinlikBartın Üniversitesi'nin "Akıllı Lojistik ve Bütünleşik Bölge Uygulamaları" alanında

ihtisaslaşan bir üniversite olduğunu biliyoruz. Ancak bu dönemde bu ihtisaslaşma,düzenlenen çalıştaylar ve akademik toplantılarla çok daha derinlikli bir hale geldi. Şehir ve

lojistiğin farklı boyutlarıyla ele alındığı paneller, bilimsel bilginin sektöre aktarılmasınısağladı.

Akademik üretkenlikte ise tam bir bahar havası yaşanıyor. Geçtiğimiz aylarda üniversite,