Zirvenin öte yanı

Rahim Er
Bugün
23

7/8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara'da icra edilen 36. NATO Zirvesi, son asır içinde ev sahipliğini yaptığımız kalite katsayısı en yüksek toplantı oldu. NATO, bu çapta engin ve renkli bir beraberlik yaşamamıştı.

Türk Yıldızları, onların Trump'ın Türk askeri mangasına "merhaba asker!" demesinden sadece 10 saniye sonra havalanmaları gibi zirveye dair çok şey konuşuldu.

En çok sözü edilen liderlerse Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump'tı.

Gündemin Külliye'de cereyan eden tarafı olduğu gibi bir de sosyal medya tarafı yaşandı.

Sosyal medyada İzlanda Başbakanı Kristrun Frostadottir ile Bulgar yazar Sofhia Proneikos, vatandaşlarımızın sevgi ve takdirini kazandılar:

Donald Trump'ın kendine haslığı malum. Sn. Erdoğan'a çokça ve cömertçe iltifatlarda bulundu. Ama dikkat eden fark etmiştir ki bu mavi boncuk çerçiliği, her muhatabına yapmaktadır. Trump'ın CAATSA müeyyidelerinin kaldırılmasına dair sözüyle KAAN için motor satma ve F-35'lerin verilmesine dair taahhütleri hakkında, Amerika'ya gidince Kongre'de bir-iki teşebbüsten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'a dönüp şu mazereti dile getirmeyeceğini kimse ileri süremez:

-Dostum, gördün; sözümü tuttum. Fakat Yahudi ve Rum lobisi iyi çalışmış, bilhassa Yahudi lobisi çok baskı yapıyor, Kongre'yi ikna edemiyorum!"

Bu ihtimal var mı

F-35 ve KAAN motorları için yok değil.

Sn. Trump'ın Ankara'da iken İran aleyhine ağır ifadeler kullanması, Türkiye-İran münasebetleri zaviyesinden makbul değildi. Dediklerinin tamamı veya bir kısmı doğru olsa bile iyi olmadı. Benzer bir toplantı Tahran'da yapılsa ve orada Türkiye aleyhine böyle sözler söylenseydi milletçe yara alırdık. Zirvede elbette İran'a da temas edilecekti ama ağır konuşmaların yeri Ankara olmamalıydı. O sözler, Washington'da söylenebilirdi.

Trump, İran yönetimini ve İran'a dair her şeyi yerden yere çalarken Siyonist İsrail ve Soykırımcı Netanyahu aleyhine tek cümle, evet tek cümle konuşmadı. Tam tersine sözünün bir yerinde "biz Evanjelistler" yâni Hıristiyan Siyonistler diye adrese teslim cümle sarf etti.

ABD'de üç buçuk ay sonra ara seçimler var. Trump, seçimi kaybederse sosyal medyada dolaşan hicap verici fotoğraf ve videolar eşliğinde çok şeyi de kaybedeceğinin farkında olmalı.

Amerikan Başkanı'nın "Harika", "mükemmel", "güçlü lider" ...gibi 7-8 kelimelik iltifat lügatine dönersek: Dediğimiz gibi bunları, şu veya bu şekilde alışveriş içinde olduğu her muhatabına karşı dile getirmektedir.

Ama; unutulmasın ki Türkiye Cumhurbaşkanı, Kasımpaşa'nın sokaklarından, hayatın içinden gelmektedir. Neyin kül olup olmadığını anlar. Lider, dinlemesini bilendir. Sn. Erdoğan'ın rahat ve itimat telkin eden tavrı ustacaydı. Her lideri iyi dinledi. Liderin bir vasfı da karşısındakine güven vermektir...

Bu zirveden dolayı halk arasında en çok konuşulan birkaç isimden biri de İzlanda Başbakanı oldu. Hâlbuki, İzlanda, 103 bin km2 ve 360 bin nüfuslu bir ada. İzlanda Cumhuriyeti Başbakanı Kristrun Frostadottir, 1988 doğumlu. 2024'ten beri görevde. Sosyal Demokrat İttifak Partisi mensubu. İktisatçı ve siyâsetçi. İki çocuk annesi.

Misafirimizin milletimize ve değerlerimize dair sarf ettiği şu güzel tesbit ve duygular takdiri de duayı da hak etmekte: