Savaşı, millet kazanır!
Trump'ın İran'ı 'taş devrine döndüreceği' tehdidine karşı İran'ın 40 günlük direniş göstermesi, ABD'yi ateşkese zorlayarak tersine mi bir zafer yakaladı?
Yazar, Trump'ın İran saldırısının başarısız olduğunu ve İran'ın millet şuuru sayesinde başarılı bir meşru müdafaa gerçekleştirdiğini ileri sürmektedir. Bu iddiayı, Trump'ın rejim değişikliği vaadi vermesine rağmen Hürmüz Boğazı gibi stratejik faktörleri hesaba katamamasıyla desteklemektedir. Ancak yazar, savaşın kazananı olarak İran'ı gösterip kaybedeni olarak ABD-İsrail'i yazarken, ateşkesin gerçek barışa yol açıp açmayacağı sorusu açık kalmıyor mu?
İsrail-ABD ittifakıyla İran arasındaki savaşta ABD Başkanı Trump'ın iddia ettiği gibi düşman, 3-5 gün içinde dize gelmedi. İran, dize gelmediği gibi saldırganlara kök söktürmeye başladı. İstilacılar bunu hiç beklemiyorlardı. İran, Tel-Aviv ve İsrail şehirlerini vuruyor, Amerikan uçak ve helikopterlerini düşürüyor, hasım askerlerini öldürüyordu. Bu manzara, iç dünyası zaten bunalımlı olan Trump'ı çılgına çevirdi. Ettiği lafların ölçüsü yoktu. İran'a cehennemi yaşatma gibi hezeyan denecek fütursuzluklardan başka "İran'ı taş devrine döndüreceğim!" tehdidini de savurmuştu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin bu söze verdiği cevap, muhteşem oldu. Okkalı cevap, esasında yalnızca İran adına değildi. O çıkış, Doğu milletleri, Müslümanlar başta olmak üzere Batı emperyalizminin 4 asırdır sömürüsüne mâruz kalmış bütün mazlum ve mağdur milletlerin haklı öfkesi ve meydan okumasıydı.
Sn. Arakçi haklıydı:
-Siz, mağarada ateş yakarken biz, medeniyet kurmuştuk!!!..
İnsanlık, medeniyet yolunda neye ulaştıysa bunun özünde, mayasında, temelinde Şark milletlerinin fikri, gönlü, mahareti, göz nuru, akıl ve alın teri vardır. Batılıda paylaşma ahlâkı yoktur. Biz, paylaşmayı önceleyen bir merhamet medeniyetinin mensuplarıyız. Asırlardır çağdaş, uygar ve ileri diye pazarlanan müstemlekeci Avrupalılar, Batı yakası insanlarıysa istila eder, talan eder, gasbeder, suistimal eder, katleder, soykırım yaparlar!..
28 Şubat 2026'da Trump kuvvetlerinin Tahran'da bir kız ilk mektebini bombalayarak 185 masum çocuğu katletmesiyle başlayan ABD-İsrail saldırısıyla doğan harpte İran'ın durumu meşru müdafaadır. Hiçbir saldırının, hiçbir hukukta yeri yokken meşru müdafaa, hatta üçüncü kişi lehine meşru müdafaa, ceza hukukunun tanıdığı bir savunma ihtiyacıdır...
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun tutsak alınmasıyla kibri zirve yapan Trump, içeriden devşirdiği hainlerle bu ülkenin petrolünü Amerika'ya bağladı. Şimdi sırada nereler yoktu ki Kanada, Meksika Körfezi, Grönland, İran... Netanyahu'nun kışkırtmasıyla İran'a öncelik verildi. İsrail Terör Örgütü ve onun buyruğundaki Trump Amerikası'nın iki taraflı saldırılarıyla komşumuz çok sayıda insan, mal kaybetti, Kereç Köprüsü vuruldu. Hiç unutulmayacak olansa o 185 çocuktur.
Trump, İran'a saldırmadan önce arka arkaya İran milletine seslenerek sokak ve meydanlara çıkmalarını, idareye el koymalarını, kendilerinin de gelmekte olduğunu, rejimi değiştireceklerini söylemişti...
Bunları derken kendinden, ateş gücünden, askerinden, İsrail'den öylesine emindi ki dediklerini birkaç gün içinde gerçekleştireceğine inanıyordu. Bu inançla ölçüsüz laflar ediyor, gündüz gözü sayıklamalarıyla dünyayı şaşırtıyordu. Harbin gidişatı, onun dediği gibi seyretmedi. Rejimi değiştirme iddiasıyla yola çıkmıştı. Hayal kırıklığına uğradı. Bunu yapamadığı gibi Hürmüz Boğazı'nı da görememişlerdi. Ne kendisi ne kurmayları ve ne de İsrail, bu Boğaz'ı hesaba katabilmişti. İran, Hürmüz kozunu iyi kullandı. Âdeta dünya petrol vanalarını kapattı...
Trump, pazardan fileyle zafer satın alma hayal eder gibi birkaç günde rejim değiştirip Tahran'a kendi adamlarını oturtamayınca rejim değiştirme lakırdısı etmez oldu. Herkesi kör, âlemi sersem zannederek durmadan konuşuyor, biteviye ölçüsüz laflar ediyor, sinirlendikçe ağzından çıkanı kulakları duymuyordu...
Neticede savaşın 40. gününde ABD ve İsrail, İran ile ateşkes yapmak zorunda kaldılar. Trump, buna zafer dese de bu bir kendini aldatmadan başka bir şey değildir.
ABD, ateşkese, mütarekeye sığındı!
Pakistan, Türkiye ve Mısır hey'etlerinin gayretleriyle İslâmabad'da icra edilen diplomatik müzakereler sonrasında taraflar, TS ile 8 Nisan gece yarısından biraz sonra iki haftalık ateşkesi kabul ettiler. Bu silah bırakma kararı, daha önce de verilebilirdi ama şartları zorlaştıran Trump ve Netanyahu ikilisiydi. Soykırımcı Siyonist, bugün de Lübnan'ın işgalini doğan bu fırsatın haricinde tutma gayretinde.
Ateşkes iki haftalıktır. Bu süre içinde taraflar ve hakemler, Barış Andlaşması için çalışacaklar. Merak edilen şudur: Sulh, barış olur mu Olması, yüksek ihtimal. ABD ve İsrail dersini aldı. Rejim değişikliğine gelince; rejim değişikliği uzak olmayabilir. Hayır! İran'ı demiyoruz. Beyaz Saray'da olabilir!..

21