NATO'da yeni yapılanma

Rahim Er
Bugün
16

Şu aralar adına "kentsel dönüşüm" dedikleri bir inşaat ve mimârî dönem yaşamaktayız. Ömrünü tamamlamış binalar, yıkılmakta ve yeniden yapılmakta...

NATO-Kuzey Atlantik Paktı Teşkilatı, 4 Nisan 1949'da ABD'nin başkenti Washington, DC'de "Washington Antlaşması"nın imzalanmasıyla kuruldu:

İzlanda, Lüksemburg, Belçika, Danimarka, Norveç, Portekiz, İngiltere, ABD, Kanada, Fransa, Hollanda, İtalya 12 kurucu devlettir. Ankara, 11 Mayıs 1950'de CHP iktidarının son 3 gününde Şemsettin Günaltay Başvekil iken NATO'ya üye olmak için müracaat etti. Veya çok partili hayata geçilmesi dayatması gibi mecbur edildi. Üyeliğe kabulümüz 18 Nisan 1952'dir. Bedeli Pusan'da ödenmiş bir kabuldür...

1914'te kopan I. Dünya Harbi felâketi 4 yıl sürmüş, Birleşik Krallık ve Japonya İmparatorluğu gibi bazı devletler dışındaki imparatorluklar tasfiye olunarak onların yerine "küçük olsun, benim olsun!" mantığıyla millî devletler kurulmuştu.

Harb-i Umumî galipleri, imparatorlukları tasfiye ettiler ama bu defa da kapitalizme ve ilmî sosyalizme dayalı Kara İmparatorluklar, Kızıl imparatorluklar ve Sarı İmparatorluklar kuruldu. ABD, Sovyet Rusya, Çin, yeni zamanların imparatorluklarıydı. Bu güçler, 1 Eylül 1939'da Nazi Almanya'sının Polonya'yı işgal etmesi üzerine kopan II. Dünya Harbiyle birbirleriyle vuruşmaya başladılar. Yerküre, yeni bir kan ve felâket dönemine daha girmişti. Bu harbin 1945'te bitmesiyle bu defa da Soğuk Savaş Dönemi başladı.

BM ve AB gibi NATO da bir soğuk savaş dönemi teşkilatıdır. Antikomünist devletlerin, sosyalizm muhaliflerinin NATO çatısı altında güvenlik ve savunma mimarisi ana fikriyle buluşması üzerine, sosyalist dünya da SSCB öncülüğünde 14 Mayıs 1955'te Polonya'nın başşehri Varşova'da Varşova Paktı'nı imzalandı.

Dünya, şimdi "Doğu Bloku" ve "Batı Bloku" diye iki kutba ayrılmış, Avrupa Berlin Duvarı, nâm-ı diğer "Utanç Duvarı"yla bölünmüştü. Çin de sosyalistti ama Varşova Paktı'na dâhil değildi. O zaman da şimdiki gibi kendine özgü siyâset güdüyordu.

1950-1990 arası NATO ve Varşova Paktı'nın zaman zaman diğer devletleri işgalleriyle geçti. Vietnam, Küba, Kore, Macaristan, Çekoslovakya, Afganistan... ilk akla gelenlerdir. BM, BMGK adlı 5'li vesayet altında olduğu için çâresizdi. Afganistan işgali, serçe ile filin mücadelesi gibiydi. Merak ediyor ve soruyorduk:

-Afganistan, Kızılordu karşısında acaba bir hafta dayanabilir mi

Aynı soruyu, 7 Ekim 2023'te İsrail'in Gazze'yi işgalinde Gazze için de soracaktık. Fakat emperyalizmin değil Allah'ın dediği olacak ve mazlumlar galip gelecekti. Afganistan işgali üzerine SSCB, dağılmak zorunda kaldı. Daha sonraki diğer renkli işgalde ise bu defa da ABD Afganistan'dan başı önünde ayrılacaktı...

Sovyetler Birliği dağılırken 11 Mayıs 1991'de imzalanan "Prag Protokolü"yle Varşova Paktı lağvedildi. SSCB yıkılmış, Varşova Paktı bitmiş ve dünya artık Tek Kutuplu döneme girmişti...

Bilindiği gibi NATO, Sovyet işgal ve tehditlerine karşı kurulmuş bir savunma teşkilatıydı. Öyle ise ki öyle devâsa SSCB ve Varşova Paktı artık yok olduğuna göre ihtilalci emperyalist sosyalizme karşı kurulmuş olan NATO'ya ne gerek vardır

Bu, mantıklı ve haklı bir sualdi.

Zaman, 21. Asra merdiven dayarken batıda aydınlar bu suali tartışıyorlardı. İtiraz haklıydı. Varşova Paktı gibi NATO da vazifesini tamamlamıştı. Bir kısım aydın böyle düşünerek teşkilatın feshedilmesini teklif ederken bir kısmı, durumdan vazife çıkararak yeni tehlike ve dolayısıyla yeni vazifeler ihdas etme peşindeydiler.

O aralar İslâm âlemine "İslâmî fundamentalizm" diye bir çamur atılıyor, "yeşil tehlike" diye bir tehditten söz ediliyordu. Kastettikleri, İslamiyet'ti. Haçlı köktendinciliği devredeydi. İlk Cihan Harbi günlerindeki huysuzluklarıyla NATO'ya yeni görev alanı biçiyorlardı.

Dedikleri şuydu:

-NATO'yu lağvetmeyerek Yeşil Tehlikeye karşı kullanalım!

Bunu diyen aklıevveller Türkiye'yi unutmuşlardı. Unutmayanlar, ikaz ettiler: