15/16 Temmuz 2016 gecesi ne yaptım

Rahim Er
15.07.2025
4

O gün mahallî medya mes'elelerinin konuşulduğu bir toplantı için Orta Anadolu'daydım...

Program, dolu dolu geçiyordu. 15 Temmuz Cuma akşamı yemekten sonra Saat 21 gibi oteldeki odama çıktım. Bir saat kadar sonra sosyal medyaya baktım. Bu sırada bana yazılmış tweetler gelmeye başladı:

Boğaz Köprülerinde jandarma görüldüğü söyleniyor, darbe iddiaları haber veriliyordu.

Önce çok ciddi bir terör ihbarı alınmış olabileceğini düşündüm. Darbe, niçin akşam 20.30'larda olsundu Boğaz köprüleri, üstelik, neden tek yönlü kapatılsındı Kendisi de terör mağduru olan Fransa, bizdeki sefaretinde vs. kepenk indirdiğine göre büyük bir terör saldırısı ihbarı alınmış, jandarma da tankıyla-tüfeğiyle yardıma çağrılmıştı. Jandarma, neticedeİçişleri Bakanlığı'na bağlı askerî polis değil miydi

22.31-22.53 arası Ankara ve İstanbul'u arayarak olayın mahiyetini anlamaya çalıştım. Kimse pek fazla bir şey bilmiyordu. Bu arada garip bir şekilde tanklar, köprülerle hava meydanlarına girmekteydi. Araştırmaya devam ettim. Biraz sonra hâdisenin sırrı çözülmüştü:

Uçaklar uçuyor, insafsızca silahlar sıkılıyor, halka ateş ediliyordu. Vak'a netti. "Paralel Devlet Terör Örgütü" darbeye kalkışmıştı...

Bu arada dostlarımız, telefonla arayarak ısrarla bulunduğumuz oteli terk edip adres değiştirmemi istiyorlardı. Bu samimi sözlere teşekkür ettim fakat yerimde kalacağımı söyledim. 28 Mayıs 2013'te Gezi Kalkışması'nda yaptığımı yapmaya karar verdim. Klavyenin başına geçerek sosyal medyadan yayına başladım. Ertesi Cumartesi günü akşama kadar yatağa bir defa bile uzanmadan sürekli yayın yaptım...

İçinde bulunduğumuz hafta boyunca bu darbe teşebbüsünü yazarak işleme niyetindeyim. Tarihe mal olan 15/16 Temmuz 2016 gecesisıcağı sıcağına neler yazdığımı dakika dakika naklederek sizlerle paylaşmak istedim:

-00.51: Seçimle işbaşına gelmiş Cumhurbaşkanının, Seçimle işbaşına gelmiş Hükûmetin ve demokrasinin yanında, her türlü darbenin karşısındayız.
-00.54: Bu isyan, inşallah bastırılacak, sonrası da çok güzel olacak. Sonrasında esaslı bir temizlik yapılacak.
-01.16: İkinci Talat Aydemir vak'ası bastırılacaktır. Tanklar, havalimanı önünden çekilmeye başladı. Birkaç saate kadar her yerden çekilmeye mecbur kalacaklar.
Millet, haddini bilmezleri mağlup edecektir.
-01.16: Vatandaş, Vatan Caddesi'nde tankın üstüne çıkarak darbe müteşebbisinin elinden silahını almıştır. Tanklar, arkalarına bakmadan kaçıyorlar.
-02.18 Darbe çapulculuğuna karşı cesaretle yayın yapan TV kanallarını tebrik ediyoruz.
-02.41: Korsan bildiri, paçavraya dönmüştür. Hukuk, yarın cuntacı teröristlere hesap sormaya başlayacaktır.
-03.05: Aziz milletim, İstiklal Harbi ruhuyla TBMM önünde kenetlen!.. TRT'ye sahip çıktığın gibi yüce Meclis'ine de sahip çık!
-03.08: Cuntacıların yayın hürriyetini gasbettiği TRT'ye geçmiş olsun. Gazi TRT yayınlarınla bu hainliğin hesabını sormalısın.
-03.17: Manşet Şudur:"HALK, CUNTACILARA DARBE YAPTI!"
-07.17: Aşağılık cuntacılar, dünya önünde rezil ve kepaze oldular. Suçları çok büyüktür; ceza kanunu, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini emretmektedir.
-09.24: Millete, devlete, millî iradeye, huzurumuza, kalkınmamıza darbe vurmaya kalkışan cuntacılar, emekli edilmemeli; sür'atli bir yargılamayla meslekten ihraç edilerek mahkûm edilmelidir.
-09.26: "Paralel Devlet Örgütü"nün inlerine girmek yetmez; bu hain örgütün kılcal damarlarına kadar nüfuz edipher sahadan kazınmalılar.
-09.55: Cesaret ve kararlılık çok önemli. CB Tayyip Erdoğan, TV'lerle telefon bağlantıları yapıp halkı sokağa çağırdıktan sonra İstanbul'a gelmese, Başbakan Binali Yıldırım âciz kalsaydıya netice alınamaz veya çok kan dökülürdü.
-19.43: Allah'ın azîz ettiğini kimse zelîl edemez. Allah'ın zelîl ettiğini de kimse azîz edemez.
-19.45: Bundan böyle ABD için 'Sahte Mehdi'nin son kullanma tarihi bitmiştir. İki ihtimal olabilir. Ya dışarıya gönderir ya iade eder veya iki ay gibi bir zaman içinde 'kalp krizi'nden gider.

*

17 Temmuz 2016 Tarihinde Türkiye gazetesinde yayınladığımız bu makalemizde "Orta Anadolu'dayız" diye yazmış fakat şehrin adını vermemiştik. Konya'daydık. Oradan ne zaman ayrılabileceğim belli değildi. İki gün devam edecek bir toplantı için gelmiştik. Program, Cuma günü icra edilmişti. Ertesi gün devâm edecekti. Cuma akşam saatlerinde yazımın girişinde bahsettiğim şüpheli gelişmeler olmaya başlamıştı. O sırada oğlumun biri Almanya'da, diğeri Amerika'daydı. Olağanüstülüğü öğrenmişler, darbe söylentileri olduğuna dair bana malumat yazmışlardı. Verdiğim cevap, bugün gibi aklımda; "Gecenin 03'ü dururken akşamın 20.30'unda darbe mi olurmuş Ciddî bir terör ihbarı alınmıştır!"

Gerçeğin böyle olmadığı birkaç saat içinde anlaşıldı. Darbeyi, gece, 03'te yapmayı planlamışlar ama MİT Başkanı Hakan Fidan'ın Genelkurmay'a gitmesi hâinleri telaşlandırdığından erken teşebbüs gibi bir şaşkınlığa düşmüşler...

Yukarıda da ifade ettiğim gibi sevenlerimiz, ısrarla adres değiştirmemizi tavsiye ettiler. Fakat kaldığım otelden ayrılmayarak Gezi İsyanı'nda olduğu gibi sosyal medyada sürekli şekilde yayın yaparak kendi cephemizden darbecilere karşı mücadele verdik. Devlete, Hükûmete ve devlet kuvvetlerine destek olduk.

Bu arada Konya hava meydanı bombalanmıştı. Eşim, İstanbul'da evimizde yalnızdı. Evimiz, Yeşilköy Havaalanı'na kuş uçuşu çok yakın olduğu için hainlerin gasbetmiş olduğu jetler, o bölgedeki binaların camlarını kıracak denli korkunç bir gürültüyle alçaktan uçuş yapıyorlardı.

Araştırmacılar, satır başları yukarıda olan bu makalemin tafsilatını, diğer 7 bin makalemi bulabilecekleri gibi bulabilirler...

O karanlık dehşet gecesinden sonra Pazar günü Konya'da bir araba kiralayarak ve kimliğimi de sürücüden saklayarak İstanbul'a hareket ettim. Payitaht'a yaklaşırken TRT Haber'den aradılar. Eve uğramadan kurumun Ulus binasına geldim. İhaneti çok etraflı şekilde konuştuk. O âna kadar ekranlarda anlatılanlar, ihanete dair doğrulardı. Ama örgütün "dinler arası diyalog"diye İslamiyeti içten tahribe dönük faaliyetleri dile getirilmemişti:

FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ mensupları, 'lâ ilâhe illallah" diyorlar lakin "Muhammed'ür Resulullah!" demiyorlardı. Deseler de takiyye yapıyorlardı. Onların kastettiği din, bizim îmân ettiğimiz İslamiyet değildi. Merkezinde Sevgili Peygamberimiz -aleyhisselam- olmayan bir İslâmiyetten söz ediyorlardı...