Sarıkız'ın kalbi duracak gibi oldu, elleri terledi...

Usulca aralanan kapının ağzında hancının kızı göründü... Bir elinde ayran testisi, diğer elinde kocaman bir bardak gülümsedi.

Herkes rahatlamıştı;

- İşi esastan alalım. Biz birbirimizin kıymetini bilemedik. İlk önce arkadaşımızda fâni olmamız lazım gelir. Sonra... sonra hiç gıybet, dedikodu yapmamak... kötülük denilen şey olmayacak! Hepimiz önce tövbe köprüsünden geçmeliyiz çoluk çocuk. Çilemizi bir an önce bitirmek nasip etsin Rabbim...

Emîr Sultan hazretlerinin bu içten dilek, temenni ve duâsına oradakiler de hep birlikte; "Âmin!" dedi inanarak, aşkla, şevkle ve bütün samimiyetleriyle.

Her işin başıdır, Allah korkusu,

Hak aşkıyla yanar, gelmez uykusu,

Geceyi ihyadır, onun tutkusu,

Âbid ile zâhid, bir olmaz elbet.

Ortalık bozuktur, insanlar şaşkın,

Nefisler azgındır, arzular taşkın,

Kimisi dünyaya, paraya düşkün,

Dünya ile ahret, bir olmaz elbet.

***

Doğan Bey yeni bir sefere çıkmak üzere son hazırlıklarını yapıyordu. Yastığının altındaki silahlarını alırken kapı tıkladı. Durdu baktı. Dirsekleri üzerine yarım doğruldu. Ne olur, ne olmaz diye kılıcını yakınına, elinin altına aldı.

"Gel!" Dedi.

Usulca aralanan kapının ağzında hancının kızı göründü... Bir elinde ayran testisi, diğer elinde kocaman bir bardak gülümsedi. Tahta kapıyı kibarca, biraz da ürkerek açtı.

- Rahatsız etmiyorum ya yiğidim...

- !!!

Biraz tereddüt eden Doğan Bey, kendinden emin, rahat ve oldukça tabii bir ifadeyle;

- Buyur bacım... Ne rahatsızlığı Kaç senedir ben sizi, siz de beni tanır, severiz.

- Sanki içimizden birisin. Seni göremeyince...

Yüzü kızararak Doğan'a baktı. Sözünü değiştirdi.

- Belki bir soğuk ayran içersin dedim de!

Sarıkız, cevap beklemeden kenara koyduğu testiden ayran doldurdu. Bir elinde tuttuğu dolu bardağı, yatağın kenarına kadar getirip, uzattı... Doğan Bey, kendilerine çok şey borçlu olduğu bu insanların kırılmamasına, incinmemesine çok dikkat ederdi. Memnuniyetle bardağı aldı, iştahla kafasına dikti.