İçinde bulunduğu durumun arayıp da bulamayacağı bir fırsat olduğunu düşündü Kripto...
Kripto, kendi kendine; "Ben yalnız büyük, ebedî düşmanımızı kalbinden hançerlemenin fırsatını kollayacağım. İşim de bu derdim de…" diyerek hissiyatını, azmini bu işe verdiği ehemmiyeti bir daha tekrarladı...
Hırsından mı ne kanlı gözleri yuvasından fırlamış gibiydi. Elinin, ayağının titremesini, gözlerindeki ifadeleri saklayarak yine de kahramanca doğrulmasını bildi Kripto.
Îmân, bir muma benzer, ibadetlerse fener,
Fenersiz olan bir mum, bir gün kolayca söner.
***
Arazi bir haftadır sisler içindeydi. Kayalı tepeyi açık kül rengi kalın bir bulut sarmış, sanki dünyadan kesmiş ayırmıştı. Kendisine teslim edilen altın, silah ve diğer eşyalarla kuytu yollardan geçirilip, granit taş kütlelerinin arasından dışarı çıkarıldığında ışıl ışıl güneş beklerken karşılaştığı manzaraya şaşırmıştı. Bir müddet etrafına boş gözlerle bakan Kripto, çabuk toparlandı. İçinde bulunduğu durumun arayıp da bulamayacağı bir fırsat olduğunu düşündü. "Kurt dumanlı havayı sever" diye söylendi, gülümsedi. Sisler arasında bir şey görmeye çalıştı. Beceremedi. Elinde olmadan korktu. Bu acayip coğrafyaya ne yapmış, nasıl getirilmişti Hafızasını, istikbalini karartacak her türlü düşüncelerden kurtarmak istedi. İyi şeyleri, muvaffak olduğu işlerini, keyifli günlerini, altınları, mücevherleri ve hepsinden de öte güzel kadınları, kızları düşündü. Yanakları al al oldu.
Elini siper edip, gözlerini kısarak daha dikkatlice baktı etrafına. Kül rengi, yer yer yosun kaplı birer metal yığını gibi önünde yükselen granit kayalardan başka bir şey göremedi. "Ne yapsam acaba" diyecekti ki merkep anırmasıyla irkildi. Derin bir "oh" çekti. "Demek ki yakındaymışlar" dedi, kendi kendine. Sesin geldiği istikamete doğru yavaş adımlarla yürümeye başladı. Yaklaştıkça iki kişinin karşılıklı sohbet ettiğini fark etti. Birkaç adım sonra ifadeleri daha net anlamaya başladı, durakladı. Tanımadığı, kendisine yoldaş olacak bu insanlar neler konuşuyordu

5