Karıncamisali, küçük bir fedakârlık...

Hane-i saadetlerine geç döndü Doğan Bey. Karınca gibi tarafını belli etmişti.

Fedakâr yiğitlerin gür sesleri peş peşe yankılanıyordu: "Ben de varım, ben de…" sesler de sayısı da gittikçe artarak büyüyordu.

Neredeyse bir saat bile sürmeden onlarca genç yiğit toplandı. Niyet ve gayretleri bir nameye yazıldı ve Yıldırım Han'a ulaştırılmak üzere en yakın beye teslim edildi.

Hüsn-ü niyet, samimiyet, kalpten, ihlâsla olmanın karşılığı cesaretlerini çok artırmıştı.

Mübareklerin; "Ne kadar verdiğin, yaptığın mühim değil, nasıl, niçin verdiğin mühimdir" sözü yankılanıyordu kulaklarında.

Dünyadaki en güzel şey belki de KARINCA misali küçük bir fedakârlık ve yapılabilecek bir iyilikti…

***

Seherde Mevlâ'ya açılır elim,

Kötü söz etmeye, varmıyor dilim,

Kur'ân-ı kerimde, övülür ilim,

Bilenle bilmeyen, bir olmaz elbet!

Adalet yok ise, millet küskündür,

Zâlimin kılıcı, gayet keskindir,

Kendi hâlindedir, mazlum miskindir,

Zâlim ile mazlum, bir olmaz elbet.

Her işin başıdır, Allah korkusu,

Hak aşkıyla yanar, gelmez uykusu,

Geceyi ihyadır, onun tutkusu,

Âbid ile zâhid, bir olmaz elbet.

Ortalık bozuktur, insanlar şaşkın,

Duygular azgındır, arzular taşkın,

Kimisi dünyaya, paraya düşkün,

Dünya ile ahret, bir olmaz elbet.

Kimisi saklamaz, esas fikrini,

Düşürmez dilinden, hakkın zikrini,

Kimisi nimetin, bilmez şükrünü,

Nankör ile zâkir, bir olmaz elbet.

Hain her fırsatta, zehrini kusar,

Kimisi konuşur, kimisi susar,