Yazı, bir vaiz etrafında şekillenen sosyal çevrenin nasıl örgütlendiğini ve bu örgütlenme sürecinde maneviyat ile çıkar hesaplarının iç içe geçmesini anlatmaktadır. Yazar, kutsal bir amaçla başlayan ilişkilerin giderek daha hesaplı bir yapıya dönüşmesini eleştiri ile aktarır. Peki, inanç cemaatlerinde bu tür örgütlenme kaçınılmaz bir doğa mı, yoksa ahlaki bir çöküş belirtisi midir?
"Tüccarım... Bir şeyler alır satarım. Vakit yaklaştığı için de bu mübarek camiye geldim, namazımı vaktinde kılayım istedim."
Kendilerine doğru aksak adımlarla ağır ağır yaklaşmakta olan birkaç pirifâniyi görünce sessizce arkadaşını ikaz etti.
- Mevzuu değiştirelim.
Diyerek ihtiyarların duyabileceği şekilde sordu;
- Bey! Yabancısınız galiba
- Tüccarım. Bir şeyler alır satarım. Vakit yaklaştığı için de bu mübarek camiye geldim, namazımı vaktinde kılayım istedim.
- En doğrusunu yapmışsın.
Yaşlılar, selam verdikten sonra ellerindeki uzunca sopalarını çimenler üzerine koydu, oflaya, puflaya yanına da oturdular. İçlerinden daha dinç olanı, iri elâ gözlerini tanımadıkları bu yabancılara dikti. Önce hâl hatır sordu, sonra, vakit doldurmak için havadan, sudan konuştular.
- Merhaba hoş gelmişsin.
- Merhaba.
- Cemaate rahmet. Cümleten merhaba.
- Hayırdır bey! Nereden gelirsiniz Pek buralılara benzemiyorsunuz.
- Uzun bir hikâye. Bursa'ya Seyyid Molla Vâiz İbrahim Efendi diye büyük bir zât gelmiş. Onun duâsını alabilir miyim diye yollara düştüm. Hüsnü cemalini görüp, mübarek elini öpmek isterim.
Cemaat birbirine bakındı. Öyle bir zâtı tanımıyorlardı. Bursa'da eli öpülesi muhteremler vardı. Lakin bu isimde birilerini ilk defa duyuyorlardı. Tereddütleri fark eden birinci tüccar;
- Henüz yeni gelmiş. Kendini setredermiş. Tanımamakta haklısınız. Bu vesile ile duymuş oldunuz artık. Herhâlde duâsını almak, mânevi feyiz ve bereketlerine kavuşmak istersiniz.
- Ne demek Elbette. Duâya ihtiyacı olmayan mı var
- Bu fâni âlemde duâ almadan, hayır, hasenat yapmadan göçenlere acımak lazım.
- Doğru söze ne demeli
- !!!
Tüccarlar, yaşlı adamların açıklamalarından ve alâkalanmalarından memnun kaldılar. Mübarek zâtı nerede, nasıl görebileceklerini de inceden inceye tarif edip vazifelerini tamamladılar şimdilik...

6