Sarıkız'ın keyfi kaçmıştı. Doğan Bey "bacım" kelimesinin üstüne öyle basıyordu ki, bütün ümitlerini yıkıp götürüyordu bu kelime...
Sarıkız, duygularına hâkim olamıyordu onu görünce. Şuracıklarından bir şeyler kopup geliyordu. Rüyalarını, hayallerini süsleyen bu genç Türk beyini babası da çok seviyordu.
Doğan Bey, kendine karşı masum aşk hisleri besleyen, bu muhabbet ve hürmet gördüğü ailenin biricik kızını kırmak istemiyor, her şeyi açıkça konuşamıyordu da... Eşyalarını toplarken bir taraftan da onun çocukluk hatıralarına döndü. Aklında kalanlardan bahsetti bir müddet. Beş, altı yaşındayken derede onun için su değirmeni yapmıştı. Bir başka gün beşik, sofra, oklava, tas, tencere. Sarıkız hepsini de daha dün gibi hatırladığını, bazılarını hâlâ sakladığını, isterse getirebileceğini söyledi. Dereden geçerken suya düşmesini konuşurken gülüştüler. Doğan Bey daha fazla oyalanmamak için;
- Şu aşağıdaki zevat çok gürültü yapıyor... Çıkarken kapıyı sıkıca bir örtersen makbule geçer bacım.
- Elbette efendim.
Cevabını vererek kalktı. Sarıkız'ın keyfi kaçmıştı. Doğan Bey "bacım" kelimesinin üstüne öyle basıyordu ki, bütün ümitlerini yıkıp götürüyordu bu basit kelime.
Kolu, kanadı kırılmış olarak odayı terk eden Sarıkız'ın ardı sıra bakan Doğan Bey'in kulaklarında, hocası Emîr Sultan hazretlerinin müşfik sesi, azgın nefsini dizginliyor, gönlüne huzur veriyordu. Dertlere deva, yaralara merhem olan muhterem efendisi imdadına yetişmişti. İşte alışık olduğu, hiç unutmadığı O ses, ılık bir meltem gibi ruhunu serinleterek yankılanıyor dalga dalga.
"Bir kimse kusur günah işlediği zaman utanmıyorsa, yaşlandığı zaman pişmanlık duyup kötü işlerinden vazgeçmiyorsa ve tenha bir yerde olduğu zaman Allahü teâlâdan korkmuyorsa bilsin ki onda hayır yoktur. Bahçıvan, bir gül yetiştirmek için, bin dikene su verir..."
Gülüyordu Doğan Bey. "Hey gidi günler hey!.. Mübarek efendim biz aciz, zavallı talebelerini her yerde, her şartlarda, ne olursa olsun hiç unutmuyorlar. Yâ Rabbi, onları incitmekten beni muhafaza buyur. Onların muhabbetini kalbimde o kadar çok eyle ki, başka sevgilere yer kalmasın" daha devam edecekti ki, hancının;

3