"Buyurunuz efendim, yeşil Bursa sizi bekliyor..."

Seyyid İbrahim Efendi'nin Bursa ziyareti halkı coşkuyla karşılıyor, ama bu 'mübarek' zâtın etkisi gerçekten manevi mi, yoksa salt sosyal hiyerarşinin yeniden üretilmesi mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Seyyid İbrahim Efendi'nin Bursa şehrine yaptığı ziyareti anlatarak, halkın dini otoritelere yönelik saygı ve bağlılığının sosyal bir ritüale dönüşmesini gösteriyor. Yazar bu sahnede adalet, eşitlik ve hakiki imanın sınırlarını sorguluyor; acaba halk için önemli olan kişinin feziletleri mi, yoksa onun toplum nezdindeki konumu mu?

Aziz Kripto mermer eşiği aşınca gözleri kamaştı. Yeşil bir çarşaf gibi önünde uzanan Bursa ovasını hayranlıkla seyretti. Dik sokak tenhaydı.

Beklenen an artık gelmişti. Ağır kapı ardına kadar açıldı. Aziz Kripto mermer eşiği aşınca gözleri kamaştı. Yeşil bir çarşaf gibi önünde uzanan Bursa ovasını hayranlıkla seyretti. Dik sokak tenhaydı. Derinliklerde antik sütunları görünen tiyatro kalıntıları garip, boynu bükük kalmıştı. "Yeniden hayat bulacakları günleri yakındır" dedi içinden.

Refakatçilerden biri hürmetle;

- Buyurunuz efendim, yeşil Bursa sizi bekliyor.

- Haydi bakalım. Bismillah...

Diyerek yanındaki adamlarıyla birlikte yürüdü etrafına gülücükler dağıtarak. Yer yer yosun tutmuş kaba taş merdivenlerden indi, dalları yerlere kadar eğilmiş söğüt ağaçlarının altından başlarını eğerek geçtiler. Set üstündeki yeşil bahçenin duvarlarını saran sarı, kırmızı gülleri kokladı. Dar, eğri büğrü sokaklarda karşılaştıkları çocukların başlarını okşadı. Kapı önlerinde güneşlenen ihtiyar biçarelerin hâl ve hatırını sordu, duâlarını talep etti. Şehrin merkezine doğru ilerlerken meraklı insanlar da çoğalıyordu. Zor duruma düşeceği yerde halkın arasına katılmış adamları imdadına yetişiyor, vaziyeti kurtarıyordu.

Refakatçinin bir adım öne geçerek açtığı yoldan geniş bir çayırlığa geçtiler. Büyükçe bir yeşil çuha örtülmüş gibi çimenlerin üzerinde evlerinden getirdikleri süt, yoğurt, peynir, bulgur gibi çeşitli yiyecek, giyecek ve hayvanlarını satan kalabalık, gelenleri görünce hürmetle toparlandı, yol verdi, ilk defa gördükleri bu 'mübarek' zâtı tanımaya çalıştılar...

Kulaktan kulağa anlatılanlar kısa zamanda herkes tarafından duyuldu. Ayaklarına kadar gelen bu fırsatı değerlendirmek isteyen pazar halkı elini öpmek ve duâsını almak için toplanınca izdiham oldu.

Tanımayanlar, yeni gelenler bilenleri soru yağmuruna tutuyordu.

- Bu muhterem efendi de kimmiş

- Nereden gelip nereye gidermiş

- Kimin nesi, kimin misafiriymiş

- Emir Sultan gibi bu zâtta seyyidmiş!

- Mübarek, ulu bir mürşid-i kâmilmiş!