Lolo, yürüyen çöplük gibiydi âdeta. "Saraydan çöplüğe düşen benden başka biri daha var mıdır acaba" dedi, kendi kendine...
Kaç senedir kurt, kuş da uğramamıştı bu izbe yere. Yalnızlıktan korkuyordu Lolo. Bursa'ya birkaç defa inmiş, onu gören çoluk, çocuk; "Öcü! Şeytan geliyor!" demiş kaçışmıştı.
O da zamanında fukara bir kızcağızdan tiksinmiş, iteklemiş yanan ocağa düşürmüştü. Çocuk, bağıra bağıra can çekişirken, bir şey yapmamış, kurtarmamıştı. Şimdi de kimseler ona acımıyordu. "Etme bulma dünyası..." dedi hâline pek şaşırmadı.
Üstü, başı pislikten görünmüyordu. Yürüyen çöplük gibiydi âdeta. "Saraydan çöplüğe düşen benden başka biri daha var mıdır acaba" dedi.
Buraların insanı, yemesi, içmesi, havası, suyu örfü âdeti velhasıl her şeyi ona yabancıydı. Lakin başka rahat edebileceği bir yer de yoktu. Hele merhametsiz Rum çetelerinden, Yahudi tüccarlardan nefret ediyordu. Dağa kaldırıldığı günler aklına gelince bayılacakmış gibi oldu.
Böyle, gençliğini, güzelliğini, itibarlı günlerini, kaçırılışını ve bitmeyen azap dolu yılları düşünerek ne kadar zaman geçti bilemedi. Kalbindeki şiddetli soğuğa inat, yazmış gibi dolaşıyordu. Ocaklardan birini daha tutuşturdu. Alevler yükseldikçe, yanan ateşler çoğaldıkça kendini daha bir emniyette hissediyordu Lolo.
Pencere gibi yaptığı bir oyuğa oturdu. "Benim gibi meyus, sıla hasreti olan başka biri var mı" diye söylendi. İnsanlar ne tuhaf. Buraya gelen Rum, Yahudi, Osmanlı kim olursa olsun hep aynı ruha sahipler" diyerek konuştu durdu kendi kendine. Yoksa geceler nasıl bitecekti Zaten farklı olanlar da gelmezdi ki...
Zarla zorla akan kanlar,
Akıtanı boğar bir gün.
Şehit olup düşen canlar,
Nur içinde doğar bir gün.
Anan sızlar, atan sızlar,
Yer altında yatan sızlar,
Vatan satar vatansızlar
Gayrullaha değer bir gün!
Korkuludur bütün düşler,
Eğri büğrü bu gidişler,

30