Yazar, Erkara adlı karakterin aile ve çevresince yanlış anlaşılması üzerinden, kişilerin tutum ve tercihlerindeki köklü farkların ilişkileri nasıl kesip parçaladığını gösterir. Bu anlaşmazlığa karşın Doğan Bey'in dostluk çabalarını işlemek suretiyle, gerçek kalbiliği ve merhameti ön plana çıkarır. Peki, samimi niyetler ve dostluk çabaları, eğer karşı taraf dinlemeyip sürekli geri çekilirse ne kadar çözüm olabilir?
Anası, babası, arkadaşları ağız birliği etmişçesine ona çılgın nazarıyla bakıyordu! Çünkü her şeyi ters anlamaya, yanlış yapmaya şartlanmıştı.
Erkara "Belki de asıl farklılık buradan kaynaklanıyor. Onda olan meziyetlerin hiçbirini kendimde bulamıyorum. Düşmanlığımın sebebi bu olsa gerek. Nihayet buldum hırsımın altında yatanı. Evet işte bunlar. Öyleyse elimden çekeceğin var Doğan!.." derken hastalığına teşhis koymanın rahatlığını hissediyordu ruhunda.
Hepsini sorarlar, günü gelince,
Adım atmış mısın, yerli yerince,
Amel defterinde inceden ince,
Erkara hesabı, verirsin bir gün!
Yine bugün derin bir ızdırap içinde kıvranıyordu. Anası, babası kardeşleri ve yakın arkadaşları hepsi ağız birliği etmişçesine ona çılgın nazarıyla bakıyordu. Çünkü her şeyi ters anlamaya, yanlış yapmaya şartlanmıştı. Onlar Emir Sultan hazretlerinin dergâhına gitmesini istiyor, o başka yerlerden medet umuyordu. Onlar Doğan Bey'le birlikte akından akına at koştursun, cihat etsin istiyor, o başka ahbaplar peşindeydi. Onlar ilim öğrenmesini istiyor, o medreselerden âdeta nefret ediyordu. O kadar ayrılık, terslik vardı ki hangi biri sayılacaktı.
"Acaba bu densizliklerime sahiden inanıyorlar mı Deli gibi önüne geleni azarla, canın istemediğini vur kır. Sonra erlerin, beylerin hakkı diye inadına seni istemeyen kızları zorla almaya kalkış. Olur iş değil. Ben hakikaten biraz şey... neyse söylemeyeyim!.." diyerek bildiğini okumaya devam edecekti Erkara.
Boşa gün geçirme, nerede deden
Hakikati öğren, henüz ölmeden!
Hakkı inkâr eden, ağlar gülmeden,
Erkara haramı bilirsin bir gün!
***
Oysa Doğan Bey, Erkara hakkında tam tersini düşünüyordu... Hiçbir Allah kulunun malında, makamında gözü olmadığını biliyor, kendini iyi tanıdığını zannediyordu Doğan Bey. Erkara'yla yıldızının barışık olmadığının sebeplerini arıyor bir türlü bulamıyordu. Kaç defa gidip Erkara'yı karşısına alıp, konuşmak istemiş, becerememişti. Biraz önce de selam vermeye hazırlanırken yüzünü dönüp gitmesi sebebiyle yine bir kelam edememişti. Oysa hep; "Gel kardeşim bölüşemediğimiz neyimiz var" deyip bu suâlin cevabını bulmak, dostça el sıkışmak, sonra... Sonra da; "Gücümüzü küffara, Osmanlı düşmanlarına karşı birleştirelim" demek geliyordu içinden. Maalesef olmuyor. Olamıyordu bir türlü.

7