"Bu cahil insanlar bizim kıymetimizi bilemezler! Bilmeyecekler de! Ama tarih gösterecek her şeyi."
Aşır, fazla övünmesine fırsat vermeden lafa girdi. İstikbalinin parlak olduğunu, bunu yakinen görür gibi hissettiğini, onun için de daima yanında olacağını bir daha tazeledi.
Erkara, Aşır'ın açıklamalarından cesaret almıştı. Sararmış otlara uzattığı ayaklarını karnına doğru çekti. Kara kıllı ellerini, yumruk yemiş gibi eğilmiş, bükülmüş burnuna götürdü, gıdıklar gibi kaşıdı.
- Hele o günler gelsin! Görün bakın neler olacak
- Sana güveniyoruz dostum.
Diyen Palabıyık da Erkara'ya yanında olduğunun işaretini verdi. Bu kadar yorgunluğa ve sıkıntıya rağmen yol ve dava arkadaşlarının desteğinin tam olduğundan iyice emin olan Erkara, dizlerinin üzerine dikildi. Sol elinin işaret parmağıyla Bursa'yı gösterip, yumruk yaptığı sağ elini göğsüne vurarak;
- Bu cahil insanlar bizim kıymetimizi bilemezler! Bilmeyecekler de! Ama tarih gösterecek her şeyi.
Palabıyık, Erkara'ya, Vâiz efendilerle nasıl tanıştığını, nasıl samimiyet kurduğunu, onlardan ne şekilde istifade ettiğini sordu. Biraz nazlandığını hissedince de;
- İstemiyorsan anlatma. Benimkisi yalnız merak.
Dedi Palabıyık.
- Rica ederim dostum. Yorgunluğumuzu nasıl atacağız
- Anlatarak tabii...
- O zaman uyumak yok!
- Tamam!
- Anlatayım be...
- Teşekkür ederim...
Palabıyık merak içindeydi. Toprak zeminde uzun zaman kalmasından uyuşan ayaklarını, yüzünü buruştura buruştura birkaç kere çekti uzattı Erkara. Daha rahat edebilmek için her iki ayağını da yana alarak koluna dayandı, olmadı. Geriye uzatıp yüzükoyun kafasını iki avucu arasına aldı. Dirsekleri üzerine konuşmak istedi beceremedi. Tekrar doğruldu, bağdaş kurdu. Cebinden büyükçe bir kutu çıkardı. İçindekilerden her ikisine de verdi. Bir tane de kendine aldı. Bir miktar içine çekti...

8