"Atla, hemen hareket ediyoruz"

"Ön koltuktaki yolcular indi. İki taraf da boş, istediğin yere otur, keyfine bak arkadaş..."

Şoföre dedim ki:

- Yalnız akşam namazının vakti biz yoldayken girecek ve mola yerlerine de denk gelmeyecek şekilde malumunuz. Vakit girince namaz kılmama yardımcı olabilir misiniz

- Ne demek Memnuniyetle! Kurban olayım seni Yaratana! Gördün mü yolcuyu! Atla kardeşim, hemen hareket ediyoruz.

Sevincimden ağlayacak gibi oldum. Daha başka bir şey sormadan o heyecanla hemen paramı uzattım.

- Yola çıkınca muavin toplar, sen merak etme… Ön koltuktaki yolcular indiler. İki taraf da boş, istediğin yere otur, keyfine bak arkadaş... deyip biraz daha oyalandıktan sonra arabaya geçti, ben de onu takip ettim, yanı başındaki koltuğa kuruldum, rahat bir nefes aldım, üç istiğfardan sonra başladım Âyet-el kürsîyi okumaya. Yanıma gençten bir delikanlı daha gelip oturdu. Otobüs de fazla beklemeden hareket etti.

Hâlimden çok memnundum. Kalbimin kırılması bana, dünyalar iyisi, hoşsohbet bir kaptanla yolculuk yapma fırsatı vermişti. Seferde okunacak duâlarım bittikten sonra başladım yanımdaki gençle konuşmaya. Kim olduğunu, ne iş yaptığını sordum. Üniversite talebesiymiş, birkaç arkadaşıyla ev kiralamış öyle kalıyorlarmış. Bir taraftan hoşsohbet, diğer taraftan istediğim arabaya binmemden dolayı mı ne, vaktin nasıl geçtiğini anlamadım. Akşam ezanları okunurken Kızılcahamam'a girdik. Hiçbir şey demeden şoförümüz yol üzerindeki bir cami-i şerif yakınında durdu. Muavini bir şeyler almak için bakkala gönderdi. Bize de göz işaretiyle camiyi gösterdi. Zaten hazırlıklıydım. Beş dakika sürmedi namazımı kıldım, geldim. Ön kapıdan arabaya binerken yolcuların şiddetli itirazlarıyla karşılaştım. Benim için arabanın hususi durduğunu anlamışlar, şoföre ve bana hakaret ediyor, ağızlarına gelen her şeyi söylüyorlardı. Şoför hiç sesini çıkarmadı, onlara bir cevap vermedi. Arabayı gazladı. Bir zaman sonra laf atmalar da yerini sükûnete bıraktı.