"Müslümanların pek çok zaaflarını biliyorum. Topla, tüfekle, yüz binlerce insanla yapamadıklarımızı birkaç kişiyle yapacağımız zaman geldi artık!"
Aziz Kripto:
- Asırlarca biriken tecrübeler ışığında, tatbik ettiğimiz taktikler istediğimiz neticeyi vermedi. Siz de biliyorsunuz bunu. Peki çare ne diyeceksiniz Hemen söyleyeyim. O da kaleyi içten yıkmaktır. Bu ise o kadar kolay olabilecek iş değil! Uzun ve zahmetli bir yol. Sabır, direnç, amansız takip, her şeyden evvel davayı kuşaktan kuşağa inandırarak aktarmakla olacaktır. Netice mutlak galibiyettir. Bundan şüpheniz olmasın. Yani tefrika oluşturarak, aralarına nifak tohumları ekerek onları birbirine düşürmek, kuvay-ı maneviyelerini kırmak lazım. İşte ben bu meşaleyi tutuşturmaya, barbar dünyayı yakmak için kıvılcım olmaya geldim. Uzun söze ne hacet. Huzurlarında bulunduğumuz en seçilmişlerimiz, en zekilerimiz, en zenginlerimiz bilsinler ki tek çare:
- Tefrika! Tefrika!
Bir tiyatro eserindeki replikler gibi nutkun bu nakaratını, tanımadığı esrarengiz insanlar, bir yerlerden emir almışçasına, aynı heyecanla tekrarlıyordu:
- Tefrika! Tefrika!
Daha işin ilk başında sözlerinin hüsnü kabul görmesinden büyük bir cesaret aldı.
- Teşhis çok isabetli.
Deyip, kimsenin konuşmasını beklemeden meziyetlerini bir bir sıralamaya başladı.
- Arap, Türk, Acem dillerini, örf ve âdetlerini çok iyi öğrendim. Birçok zaaflarını biliyorum. Topla, tüfekle, yüz binlerce insanla yapamadıklarımızı birkaç kişiyle yapacağımız zaman geldi artık. İnanın!
Seyirciler aradıklarını bulmuşlardı. Heyecanla ellerini birbirlerine vuruyor, avazları çıktığı kadar da bağırıyorlardı.
- İnanıyoruz! Sana güveniyoruz! İnanıyoruz! Her şeyimizle yanındayız!
Muzaffer bir şövalye edasıyla başını salladı. Yüzündeki sinsi tebessümü gizlemeye çalışarak yeniden salondakilere döndü.
- Sizleri fazla yormamak için konuşmamı burada kesiyor, sorularınızı bekliyorum.
Diyerek, ipek kaplı, rahat koltuğa gerilircesine oturdu.

5