*Elde, hakikisini- sahtesinden, doğrusunu-yanlışından, normali-anormalden, vs-vs'den ayıran bir 'kot, ölçü, referans' değer olmalıdır. Bu referans değerin şirâzesi (kalibresi) de bozuk olmamalıdır. Elde böyle bir ölçü varsa; İşler kolaydır ve her şey ortaya çıkar. Kalp olan, bozuk olan da kolayca anlaşılır.
Hakkı, doğruyu, ölçüyü kim tayin edecektir
*Nefsinin, ihtiraslarının peşinden giden egoist, cahil, zalim insan mı, yoksa her şeyin iç yüzünü, gerçeğini bilen Allah mı
*Hakkı, doğruyu tayin eden, her şeyin hakikatini bilen Cenab-ıHakk'tır. Madem hakikât budur. Öyle ise Allah'ın koyduğu ölçüler esas alınmalıdır. Allah'ın ölçülerini esas alan kişi/ kurumlar şaşırmaz ve şaşırtmazlar. Allah'ın ölçülerinin uygulandığı ve uyulduğu yerde adalet ve huzur olur.
*Bir memlekette adalet ve huzur yoksa, ya Allah'ın ölçüleri esas alınmamış veya uygulanmıyor/ yanlış uygulanıyor demektir.
*İnsanlar ölçüyü, kendi arzularına, nefislerine (egolarına, menfeatlerine) göre koyarlar. O zaman o ölçü, herkesi mutlu edemez.
Bir insan için saadet olan şey, diğeri için felaket olabilir. Sömüren-sömürülen, katil-maktûl, hırsız-mal sahibi, vs-vs, biri memnun olurken, diğeri bedbaht olur.

33