Münafık şer ittifakının melanetleri-8-
Trump, İran'ı Venezuela gibi zannederek yanlış hesap yaptıysa, Şii sisteminin Velâyet-i Fakîh ilkesini gerçekten anlayabilen var mıydı?
Yazar, Trump'ın İran'a yönelik başarısız operasyonlarını, Batılı liderlerinin İran'ın siyasi sistemini yanlış anlamalarına bağlamaktadır. İran'ın Velâyet-i Fakîh sistemi Batı'nın merkeziyetçi devlet anlayışına değil, Şii düşüncesinin fedakarlık ve şehitlik ilkelerine dayanmaktadır; bu nedenle bir liderin ölümü rejimi yıkamaz. Ancak bu argüman, İran sisteminin hakikaten ne kadar esnek ve dayanıklı olduğu sorusunu açık bırakmamakta mıdır?
Trump'ın bu itirafı geçmişte Suriye'deki YPG-SDG'yi de binlerce TIR dolusu silah ve mühimmatla donattıklarının itirafıdır. D. Trump ve B. Netanyahu kirli planında, İran'da evvela rejim aleyhterı gösteriler başlatılacak, göstericiler silahlandırılacak ve bir iç isyan çıkarılacak. Sonra da ABD ve İsrail'in ani bir saldırısı ile de rejimin önde gelen liderleri öldürülecek ve kendilerine uygun bir rejim tesis edilecekti. Ama her iki psikopatın planı tutmadı.
ABD ve İsrail, İran'ı Güney Amerika ülkeleriyle karıştırdılar. Hele de D. Trump, bütün dünyanın gözü önünde bir eşkıya gibi, Venezuela'ya saldırıp, Devlet Başkanı N. Maduro ve eşini derdest edip kaçırmasıyla, egosunu iyice şişirmiş adeta 'benden büyük yok' dercesine kibire kapılmıştı. İşte o kibiri kendisini aldattı.
D. TRUMP, İRAN KONUSUNDA YANILDI
*D. Trump, İran'ı Güney Amerika'daki devletçikler, İran'ın liderlerini de 'N. Maduro gibi' zannetti. Onun bu zannı, hata yapmasına sebep oldu. Bu sebeple B. Netanyahu'nun peşine takıldı. D. Trump, kendisini uyaranlara kulak verseydi, İran'a saldırmayı aklından bile geçirmezdi.
İRAN REJİMİ, VELÂYET-İ FAKÎH ANLAYIŞINA DAYANIR
*Şii siyasal düşüncesinde, yönetim yetkisi 'Masum İmam'a' aittir. 12. İmam (son imam) olan Muhammed Mehdî'nin gizlendiği (gayb aleminde olduğu) ve geleceğine inanılır. İmam'ın yokluğunda, onun vekili olarak kabul edilen Fıkıh (İslâm Hukuku) alimleri (Fakihler) yönetimi devralırlar. Velâyet-Fakîh kavramı; Şii siyasal sisteminde, İslâm toplumunun dinî ve idarî işlerini yönetme yetkisi anlamına gelir. Fakihlerin vesayeti (yönetimi) anlamına gelen bu kavram, bir makamdır. Bu kavramı, 1979 İran İslâm Devrimi sonrası Ayetullah Humeyni devletin temel yönetim ilkesi haline getirmiştir.
Velâyet-i fakih olan kişi, sadece yönetimin başı değil, aynı zamanda kutsal bir kişidir. Velâyet-Fakîh makamında olan dinî lider, yasama ve yürütme erkinde son söz hakkına sahiptir. İran'da devlet teşkilatı, kurumsal yapılanma ve bir anayasa vardır. Bütün kurumlar ve kişilerin yetki ve görevleri bellidir. İran'da, 'Şurâ-i İslâm (meclis) vardır. İran'da bir de 88 kişilik Uzmanlar Meclisi (Meclis-i Hubregan-i Rehberi) vardır. Bu meclis, İran Dinî Lider'ini seçen, denetleyebilen ve şayet Dinî Lider, rehberlik şartlarını kaybederse, onu azledebilme yetkisine sahip anayasal bir kurumdur. İşte 'Batılıların, dolayısiyle D. Trump gibilerin anlamadığı budur'.
Onlar, İran'daki sistemi Batı'nın kodlarıyla anlama yanlışına düştüler. Halbuki İran'daki sistem Batı'nın kodlarına uymuyordu. 1979 devrimi sonrası İran'daki sistem, İslâm'ın başlangıcına, Kerbela'ya ve 12 imam inancına dayanıyordu. Nitekim Ali Hamaney'e etrafındakiler 'Sizi emniyetli bir yere götürelim' dediklerinde, Hamaney'in cevabının şöyle olduğu söyleniyor; 'Hz. Hasan olmakla, Hz. Hüseyin olmak arasında tercihte bırakılsam, Hüseyin'i tercih ederim'. Hz. Hasan, Muaviye ile anlaşıp geri çekilmişti. Halbuki, Hz. Hüseyin, Yezid'e biat etmeyip Kerbela'da vuruşarak şehid olmuştu.

6