Münafık şer ittifakının melanetleri (16)

*İkinci Dünya savaşından sonra ABD hızla süper güç olma yolunda ilerledi. Lakin devletler de insanlar gibi, doğar, gelişir, duraklar ve yıkılırlar. ABD, Vietnam, Afganistan, Irak, Suriye ve şimdi de İran'da trilyonlarca dolar harcayarak yıprandı.

Ama Çin sessiz ve derinden kıtalara nüfuzunu yaymaya başladı. Çin uzun vadeli planlamayla teknolojiye, sanayiye, üretimin artmasına, enerji dönüşümüne ve askeri modernizasyona yatırımlar yaptı.

Çin, yenilenebilir enerji üretiminde, elektrikli ve hibrit araç üretiminde, 'yeni petrol' olarak isimlendirilen batarya üretiminde önemli ilerlemeler kaydetti. Çin, otomotiv sektöründeki elektronik aksamdan, yapay zeka teknolojilerine kadar her sektörde kullanılan nadir elementlerle geliştirdiği 'çip teknolojisinde' birinci sıradadır.

Çin dışında üretilen nadir elementler de Çin'e sevk ediliyor. Böylece nadir elementlerin hemen hemen %90'a yakını Çin'de işleniyor. Diğer taraftan Çin, potansiyeli yüksek olan ülkelere yatırım yaptı.

Özellikle de hammadde zengini Afrika kıtasına girdi. Çin 49 Afrika ülkesine, liman, demiryolu baraj ve telekomünikasyon gibi altyapı yatırımları yaptı. Çin, Katar gazına alternatif olarak, Rusya ile de 'Sibirya'nın Gücü-2'doğalgaz boru hattı görüşmeleri yapıyor.

*Yalnız süper güç olma yolunda ilerleyen Çin'nin zayıf tarafı enerji bağımlısı olmasıdır. Çin ihtiyaç duyduğu enerjinin yaklaşık %73'nü ithal ediyor. Çin, günde Venezuela'dan 800.000, İran'dan da 1.5 milyon varil petrol ithal ediyor. ABD'de, Çin'i zayıf noktasından vurmak istedi.

Yani Çin'in ihtiyacı olan petrol sevkiyatını kontrol altına almak. Bu maksatla ABD önce 3 Ocak 2026'da hukuksuz olarak Venezuela'ya saldırdı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ve eşini kaçırdı. Venezuela'da kendisine bağlı bir hükümet kurdurdu.

Böylece Venezuela petrollerini kontrolü altına alarak Çin'i sıkıştırmak istedi. ABD Başkanı D. Trump, 'Venezuela'daki geçici yönetimin ABD'ye 30-50 milyon varil petrol teslim edeceğini' söyledi.

ABD, Venezuela'dan sonra Çin'e petrol satan İran'a da aynı muameleyi yapmak istedi. Yani İran'daki yönetimin başındakileri bertaraf edip, rejimi değiştirmek ve kendisine bağlı bir yönetim getirerek İran petrollerini kontrolü altına almak.

Aynı zamanda da Çin'nin İran'dan geçecek olan ticaret yollarını sekteye uğratmak. Bu maksatla BOP ve BİP çerçevesinde İsrail ile birlikte 28 Şubat 2026'da İran'a saldırdı.

Ama ABD umduğunu bulamadı. Çünkü iki bin yıllık bir medeniyete sahip olan İran, bir Venezuela değildi. ABD, İran'da ne rejimi değiştirebildi ve ne de İran petrollerini ele geçirebildi.

ABD, İran'da patinaj yapmaya başladı. Öte taraftan İran, Hürmüz boğazından geçecek petrol yüklü tankerler için dolar yerine Çin Yuan'ı ile ödeme şartı getirdi. Bu durum Yuan'nın uluslararası kabul görmesi ve yayılmasını tetikledi. Çin, İran'dan ucuz petrol alarak bu işten kârlı çıktı.