Fitne ve ıslâhı (2)

Böyle bir insan/insanlar başkalarının haklarına tecavüz ederler. Dünya'da işlenen suçlar ciddi analiz edildiklerinde, altta yatan sebeblerin çoğunun bu terbiye edilmemiş (inançla, eğitimle) nefsanî arzu ve istekler (hevâ) olduğu ortaya çıkacaktır. İşte bir insanda olan bu istekler, bir toplulukta, bir cemiyette, bir cemaatta, bir millette vs de vardır.

Bir insanın nefs-i emmaresi (kötülüklere iten nefis) olduğu gibi, bir topluluğun, cemiyetin, milletin vs, de nefs-i emmaresi vardır. Toplumun ekseriyeti nefs-i emmare'ye tabi olmuşsa, Topluluğun nefs-i emmaresi ile baş etmek artık çok zordur.

Böylesi toplumlar kötülük toplumu olurlar (1) -Peki böyle olunca ne olur Olacak olan şudur: Arzu ve isteklerin tatmini için harekete geçilmesi.

Burada önemli olan bir gerçek vardır. O da; nefs i emmarenin (hevâ) meşrû ihtiyaçlarını değil de, onun gayr-ı meşrû ihtirasını tatmin etmenin çok zor olduğu meselesidir. Zira dünyadaki imkânlar sınırsız değildir. Ancak adaletle hakperestane dağıtıldığı zaman, herkesin ihtiyacını karşılamaya yeter. Ama ihtirasların hududu yoktur. İhtirasların bu dünyada tatmini mümkün değildir.

İnsan cibillî olarak doyumsuzdur, mevcut imkânlar ihtirasları doyurmaya yetmez. İşte fitne de tam burada ortaya çıkıyor. 'Sen yeme ben yiyeyim. O yemesin ikimiz yiyelim. Bu aptal cahil millet yemesin. Onların hakkı mı biz güçlü devletiz, hiç bu imkânlar onlara bırakılabilir mi' gibi bildiğiniz ve hayal ettiğiniz ve de gerçek olayların şahitliğinde (hal-ü âlem), mevcut imkânları elde edip, ihtirasların bir kısmını tatmin uğruna canavar hayvanlara rahmet okuturcasına (belhûm edâll) insanlıktan sukut edip, Dünya cehenneme çevrilmiyor mu

Nefs-i emmare sahipleri güçleri ve imkânları nisbetinde (fert, topluluk, millet vs) mevcut olan tatmin imkanlarını ele geçirmek için her türlü vasıtayı kullanacaklardır.

Bugün Dünyada şahid olduğumuz, özelde, fertler arasındaki ihtilaflar, genelde de topluluklar, milletler arasındaki iktidar, menfeat, vs, paylaşım kavgaları, çıkarılan umûmi ve yerel savaşlar hep bu sebeplerden dolayı değil midir Fitne, nefs-i emarenin tatminsizliğinden kaynaklanmaktadır. Olay, ferdin ve milletin nefs-i emmaresinin tatmini hadisesidir...

2-NİFAK

*Nifak, fıtrâtı bozmaktır (Allah'ın yarattığı tabiatı bozmaktır). Fıtrât bozulunca, anormal davranışlar kişinin tabiatı olmaya başlar. Fert artık kendine de yabancı olur ve labil bir ruh haline bürünür. Nifak, bireysel ve toplumsal boyutta bir hastalıktır. Nifak, bireysel boyutta olursa, ferdi münâfıklığa götürür. Kendisiyle barışık olmayan insan, nifak hastalığına yakalanmıştır.

O , artık huzursuzdur, hiçbir şeyden, memnun olmaz, tatmin olmaz ve hep halinden ve etrafından şikayet eder. Böyle bir ruh hali, kişiyi çift kişilikli yapar. Bir yanda kendi iç dünyası, diğer yanda dış alem. Kişi, iç alemindekileri dış aleme yansıttığında, zarar göreceğini bilirse, o zaman ikinci kişiliğini devreye sokar. Bu duruma 'ikiyüzlülük- münâfıklık' denir.

Münâfık, çift kişilikli halini o kadar tabiileştirmiştir ki, hiçbir davranışında dış aleme karşı bir anormallik göstermez.

Mesela münâfık, çok rahat yalan söyleyebilir, yemin edebilir, iftira atabilir, vs. Münâfıklar, dalkavukluğu meslek edinmişlerdir. İnsanların ekseriyeti dalkavukluktan (övülmekten) hoşlanır ve dalkavukları severler. Çünkü ekseri insan övülmekten hoşlanır.

Münâfıklık her alanda olabilir (Din, siyaset, ekonomi, uluslararası, vs. ). Münâfık, 'Bukalemun gibidir' her ortama, şarta kolaylıkla uyar, onu tanımak zordur. Bu yüzden münâfıklar rahatlıkla her gruba/topluluğa kolaylıkla girebilirler. Münâfıklar öyle rahat fitne atarlar ki, kimse kolay kolay bunu anlayamaz. Nifak, toplumsal boyutta olursa, toplumsal münâfıklığa götürür. Münâfık grubun/ topluluğun fertleri münâfıkça davranışlarda bulunurlar ve 'biz toplumun- milletin iyiliği için çalışıyoruz' derler (2).