Fitne ve ıslâhı(1)

Fitne, meşru olan iktidara karşı yapıldığında ise meşruiyeti lağvedip, hukuksuzluğu meşru kılar. Fitne bir kere uyandırılırsa artık onu durdurmak zordur. Bunun için 'fitneyi uyandırma'! denilmiştir.

*Hz. Peygamber de, fitnenin tehlikelerinden bahsetmiş ve fitne ve fitneciler hususunda dikkatli olunmasını tavsiye etmiştir. Hz. Resulullah, İslâm ümmetinin birlik ve beraberliğini bozan her türlü yıkıcı faaliyet ve komplolardan özenle kaçınılması gerektiğini belirtmiştir(3,4).

Hz. Peygamber'in tavsiyelerini nazara alan Selef (evvelkiler) alimleri ve daha sonra da Ehl-i Sünnet alimleri, siyasi ve dinî mahiyetteki fitneler karşısında pasif (tarafsız) kalmayı tercih etmişlerdir. Fitnenin Kur'ân'daki mânâsı dikkate alındığında, fitne çıkaranlardan yana değil de, meşru idare yanında tavır almak gerekir. Unutmamak gerekir ki, en kötü idare bile, fitneden (istikrarsızlık- anarşi) daha ehvendir.

*Tarih boyunca (özellikle İslâm tarihi) pek çök fitneler olmuştur. Özellikle; Hz. Osman (r.a)'ın öldürülmesi ile başlıyan, Cemel Vakası, Sıffın savaşı ile devam eden olaylar, Harici isyanları, Kerbela hadisesi, Yezid bin Muaviye'nin yolladığı ordunun Harre'de Medinelilerle savaşarak şehri yağmalaması (1000'e yakın sahabenin öldürülmesi), yine Abdülmelik bin Mervan tarafından gönderilen Haccac bin Yusuf kumandasındaki ordunun Mekke'yi işgali ve Abdullah bin Zübeyr'i öldürmesi gibi kanlı ciğersuz olaylar, daha sonra tarih boyunca devam eden Sünni-Şii ihtilafının çıkması gibi İslâm ümmetini bölüp, parçalayan ve sömürgecilerin fitneleriyle hep devam eden olaylar İslâm'a ve Müslüman birliğine hep zarar vermiştir.

Halen de zarar vermeye devam etmektedir. Yakın tarih de buna şahiddir. Müslümanlar firâsetli olmazlarsa Hafizenallah, daha da devam edeceğe benzemektedir.

*İmam-ı Azam, toplumun bir kesiminin bozulmuş olduğuna bakarak, onlardan ayrılmak (o bölgeyi terk etmek) doğru değildir demiştir. Bununla beraber fitneye düşmekten korktuğu için, o bölgeyi terk eden kimseye 'Allah, yetmiş sıddıkîn ecrini verir' dediği de rivayet edilmiştir. Ehl-i hadis (Selefiyye), hangi şartlar altında olursa olsun silahlı mücadeleyi bâtıl saymışlardır. İbn-i Teymiyye'de, fitneyi ortadan kaldırmak için silahlı mücadeleye kalkışmanın (Haricilerin yaptıkları gibi) daha büyük bir fitne olduğunu belirtir.