Allah'ın Nizamı İslâm (29)
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
İSLÂM'IN KAYNAKLARI
A-KUR'ÂN
Kur'ân'ın Muhtevası
III- Hak -Adalet-Devlet
1f-ADALET
LÜTÛFTA (HEDİYEDE) ADALET ARANMAZ
*Hem Kâinatı hem de insanı yaratan Allah'tır (1). Şimdiye kadar Allah'tan başka bir yaratıcı çıkmamış ve gösterilememiştir de...
*Madem insan daha önce yoktu ve Allah tarafından yaratıldı (2). Allah'ın, insanları yaratması, insanların hakkı değil de, Lâtif olan Allah'ın bir lütfûdur. Allah'ın insanları farklı yaratması da ayrıca bir lütûftur.
*Öyle ise insanın maddî-manevî nesi varsa (bedeni-ruhu) her şeyi Allah'ındır. İnsanın, sahip olduğu neyi varsa, bunları onun anne-babası yapıp da ona vermiş değildir. Nasıl versinler ki, onlar bebeğin bir kirpiğini dahi yapmaktan acizdirler. Hem onların elinde olsaydı her anne-baba bebeklerini en üstün şekilde yapmak isterlerdi. Halbuki istemedikleri bir bebek (sakat, geri zekalı, vs) olabiliyor. İnsan sahip olduğu şeyleri kendi yapmış veya bir başka yerden satın almış da değildir. Yani insan, yaratılmasını ve neyi varsa her şeyini Allah'a borçludur. Bu bakımdan insanın Allah'ta bir hakkı olamaz ve bir hak da iddia edemez.
*Madem insanın nesi varsa, onları ona Allah vermiştir. Yani insanın sahib olduğu her şey onun hakkı değil, Allah'ın ona bahşettiği bir lütfu-nimetidir. Öyle ise Allah istediğine istediği kadar nimet, lütuf ihsân edebilir. Bu Cevvad-ı Kerîm'in cömertliğinden kaynaklanmaktadır. Buna, Allah'ta bir hakkı olmayan hiçbir insan itiraz edemez. Ve 'falana çok verdin, bana niye az verdin' deme hakkı da yoktur.
*Hem mesela; bir iş veren, çalışanlarına hak ettiklerini verse, ama bazı işçilere de fazladan ikramiye verse (bu patronun kendi taktiridir. Belki onları seviyordur, onlar belki candan çalışıyorlardır, vs), haklarını alan diğer işçiler 'bize niye vermiyorsun da onlara veriyorsun. Bu adalet değildir' demeye hakları var mıdır Patron onların haklarını vermemezlik etmemiş ki, onlar zaten haklarını almışlar. Onların, patronun kime ne ve ne kadar hediye vermesine karışmaya hakları yoktur. Aynen bunun gibi, Allah-ü Teâlâ, insanların hakları olmadığı halde, lütfundan onlara güya haklarıymış gibi nimetler ihsân etmiştir. (vücut ve hayat vermiş.) Ama bazı kullarına da (ihlâslı, sâdık) daha fazlasını lütfedebilir. Bu O'nun taktiridir. Hem belki bir imtihan içindir. Allah bilir, insan bilemez(3). Kimsenin de hâşâ Allah'ı sorgulama hakkı olamaz. Ve 'bu adâlet değildir' deme hakkı da yoktur. İnsan evvela Allah'ın kendisine verdiği nimetlerin bedelini ödedi mi ki, başka hak istiyor Böyle yapan hadsizlik etmiş, Allah'a isyan etmiş olur.
Ayrıca, az nimetin hesabı daha kolay, çok nimetin hesabı ise daha zordur. Kimse 'bana az, öbürüne çok nimet verildi' diye hayıflanmasın. Çok nimete eren de fazla sevinmesin. Belki 'bu nimetin şükrünü nasıl edâ ederim, hesabını nasıl veririm' diye düşünsün ve gereği neyse onu yapsın. Unutulmasın ki, Dünya bir imtihan yeridir.

19