Allah'ın Nizamı İslâm (19)
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
İSLÂM'IN KAYNAKLARI
A-KUR'ÂN
Kur'ân'ın Muhtevası
3- Hak -Adalet-Devlet
İNSAN HAKLARI (KUL HAKKI)
Üçüncü kuşak haklar (uzlaşma hakları)
*Dayanışma hakları ile de anılan bu haklar, hem devletin hem de bireylerin karşılıklı çabaları ve uzlaşmalarıyla ortaya çıkması mümkün olan haklardır. Bu hakların temelindeki düşünce, dayanışma fikridir. Üçüncü kuşak haklar, bütün toplumun haklarını ifade eder. Bu haklar tabii hukuk anlayışından doğmuştur. Bu haklar arasında; Barış içinde yaşama hakkı, daha iyi yaşam için gelişme ilerleme hakkı ve çevreyi (eko sistemi) koruma hakkı sayılabilir.
Dördüncü kuşak haklar (Bilgi toplumu hakları)
*Bilgi yayıldıkça, insanlar 'olup-bitenin' farkına varırlar. Bu da yönetenlerin yanlışları ve hatalarının farkına varılmasına sebep olur. Bu yüzden iktidarda olanlar bilginin yayılmasını pek istemezler. Hem otoriterlerin baskısını önlemek, hem de bilim ve teknolojinin gelişmesine bağlı olarak ortaya çıkabilecek her türlü olumsuz gelişmelere karşı dördüncü kuşak insan hakları ortaya çıkmıştır. Bu haklar arasında; İnsan bedeninde yapılan değişikliklere karşı olma hakkı, insanın klonlanmasına karşı çıkma hakları gibi haklar sayılabilir.
İnsan haklarının korunması
*İnsan haklarının korunması evvela ulusal düzeyde olmalıdır. Hukuk devletlerinde, devlet vatandaşlarının haklarını güvence altına almakla yükümlüdür. Bu maksatla hakları koruma altına alan ve her kişi ve kurumu bağlayan Anayasaların yapılması mecburidir. Anayasaların ihdası 18. YY'dan itibaren başlamıştır. Devlet, yükümlülüklerini Anayasaya göre getirmek zorundadır. Ulusal seviyede insan haklarının korunmasına yönelik tedbirler, önleme ve denetleme odaklıdır. Devlet, ihlal edilen hakkın niteliğine göre, hakkı ihlal edene karşı, iç hukuka dayalı olarak cezayi veya idari yaptırımları yapmakla yükümlüdür. Bir hak ihlali olduğunda ilk başvurulacak merci ulusal yargı kurumudur. Yargısal koruma; Kamu hukuku, özel hukuk ve devletler arası ilişkileri kapsar. Hak ihlali olduğunda; Yargı dışında, koruma ve denetim işi yapan devletin diğer kurumları da hak ihlalini önlemekle yükümlüdür. Bir insan hakkı ihlali olduğu zaman, ilk başvurulacak devletin iç hukuk mekanizması olmasına rağmen, şayet sorunların artması veya iç hukukun çözümsüz kalması olursa, o zaman uluslararası hukukun koruması devreye girer. Uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler Uluslararası Adalet Divanı tarafından işletilir. Uluslararası korumanın en temel özelliği; İnsan haklarına ilişkin herkes için ve her yerde geçerli olacak standartları belirlemek ve bunların uygulanmasını sağlamaktır.
REJİMLERDE İNSAN HAKLARI NE KADAR
*İnsanlık tarihi boyunca hep insan, insanın 'kurdu' olmuştur. Kuvvetli olanlar zayıf olanların haklarına tecavüz etmiştir. 'Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta, dişsiz mi bir insan! Onu kardeşleri yerdi' (M. Akif). Bu sebeple insan hakları anayasalarla güvence altına alınmak istenmiştir. Ama bu da yetmemiş, güçlü iktidarlar anayasaları hep ihlal etmiş ve zayıfların hakları hep 'kâğıt üzerinde kalmıştır'.
Marksist-Komünist sistemde insan hakları
*Üretim araçlarına ve sermayeye sahip olan eğemen sınıfın (Burjuvazinin), yaşamak için emek gücünü satmak zorunda kalan işçi sınıfını (Proletarya'yı) sömürdüğünü, diyalektik materyalist bir yorumla ifade eden Marksist felsefe, insan haklarına farklı bir açıdan yaklaşır.
*Marksizm ve ondan kaynaklanan çeşitli 'Düşünce sistemlerine' (Leninizm, Marksist Hümanizm, Liberteryen Marksizm, Maoizm, vs) göre; insanın insanı sömürmemesi ancak 'sınıfsız, devletsiz bir Komünist Toplumla' mümkündür. Ama tatbikatta bu böyle olmamıştır. Sınıfsız bir toplum iddiasıyla ortaya çıkan Marksizm, 'Komünist Parti üyeleri ve Diğerleri (Halk)' diye daha keskin bir sınıf ortaya çıkarmıştır. Komünist parti üyeleri alabildiğine haklar kazanırken, geniş halk yığınları pek çok haktan yoksun olarak karın tokluğuna çalışan köleler durumuna düşürülmüştür. Marksist-Leninist sistemde, medenî ve siyasi haklar büyük ölçüde sınırlandırılmıştır. Özel mülkiyet hakkı, siyasi ifade özgürlüğü, edebî ve bilimsel ifade özgürlüğü, oy hakkı (adaylar Komünist parti örgütleri tarafından seçiliyordu), bağımsız sendika kurma hakkı gibi hakları ya kaldırılmış veya sınırlandırılmıştı. Hukuk, komünist partinin emrine girmiş ve bir parti devleti oluşturulmuştur. Suç, yasaların ihlali olarak görülmüyor, devleti (Komünist partiyi) tehdit edebilecek her türlü eylem suç sayılıyordu. Gizli polis kuruluşlarına yargısız infaz hakkı verilmiştir. Sovyetler Birliği ve Sovyet Bloğu üyesi ülkeler 1948'de ilan edilen Birleşmiş Milletler Evrensel Bildirisi oylamasına katılmamışlar ve bildiriyi de imzalamamışlardır.

17