Allah'ın Nizamı İslâm (31)
Prof. Dr. Yusuf Özertürk
İSLÂM'IN KAYNAKLARI
A-KUR'ÂN
Kur'ân'ın Muhtevası
III- Hak -Adalet-Devlet
1a-DEVLET
*İnsan sosyal bir varlıktır ve yalnız başına yaşayamaz. Çünkü fıtratı buna müsait değildir. İnsanın ihtiyaçları çok çeşitli ve fakat ihtiyarı ve kabiliyetleri ise azdır, tek başına ihtiyaçlarını karşılayamaz. Ancak biri diğerine yardım ederek ihtiyaçlarını karşılayabilir. Bu yüzden insanlar topluluklar halinde yaşamaya mecburdurlar. İnsan aynı zamanda egoist, ihtiraslı, doyumsuz, labil, kıskanç, merhametsiz ve zalim bir varlıktır. Her insan farklı fıtratta yaratılmıştır ve birbirine uyum sağlaması, birbirlerinin haklarına saygı gösterip, barış içinde yaşamaları da çok zordur. Çünkü kuvvetli ve muktedir olanlar, zayıf ve güçsüz olanlanlara zulmeder, haklarına tecavüz ederler. Müştereken uyulacak bir hukukun olmadığı yerde, hürriyet de yoktur. Bu yüzden bütün insanların haklarının korunması, emniyet ve barışın sağlanması için bir üst otoriteye ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacı sağlayan teşekkül DEVLET'TİR. Devlet, tarihin ilk dönemlerinden beri insan toplulukları için zaruri ve vazgeçilmez bir ihtiyaç olmuştur.
Devlet nedir
*Devletin işlevleri, yapılanma biçimleri, mahiyeti ve ahlâki hudutları, toplulukların kültürel yapıları, zaman, zemin, din ve din dışı anlayışlarına göre farklı tanımları yapılmıştır. Genel mânâda devlet; Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel bir kuruluştur. Devlet, siyasal bir birlik ve otoritedir(1). Tarihi gelişimi bakımından devlet incelendiğinde; Avcı, toplayıcı ve küçük tarım toplumlarında devlet henüz kurumsallaşmamıştı. Antik çağda, mülk sahiplerinin yaşadıkları şehirin ve mülklerinin korunması ihtiyacından dolayı 'Şehir devletleri' kurulmuştur. Bu şehir devletlerine antik Yunan'da 'Polis' denmiştir. Antik dönemdeki şehir devletlerinden, günümüzdeki modern devlet anlayışına gelinceye kadar farklı siyaset anlayışları hüküm sürmüştür. Zamanla devlet anlayışı, hukuk ve asayiş anlayışını devletin temeli olarak görmeye evrilmiştir. Devlette bir taraftan bireylerin hakları nazara alınırken, diğer yandan da müesseseleşmeye önem verilmiştir.
*Devletin teşkilatlanması; Hukukun ve memurların işlevlerinin (bürokrasi) düzenlemeleri tarzında oluşmuştur. Devletin tanımı da buna uygun olarak hukuki açıdan yapılmaya başlanmıştır. Hukuki açıdan Devlet: 'Ülke adı verilen belirli bir toprak üzerinde yaşayan insan topluluklarının bir egemenlik anlayışı ve hukuk içinde bir siyasi iktidar altında örgütlenmesidir'(2). Devlette önemli olan, belirli sınırlar içinde yaşayan insan topluluğunun ortak iradelerini aksettirici hakimiyetten kaynaklanan siyasi örgütlenmesidir. Devletin, yargı, yürütme ve yasama fonksiyonları bu ortak irade ve hakimiyet esası ile meşruiyet kazanır (3).
*Modern devlet anlayışı, 15-16. Yüzyıllarda ortaya çıkmıştır. Modern devlet, ekonomik, kültürel, sosyal ve toplumsal gelişmeler doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Oluşum süreci ilk olarak laik bir siyasal iktidar oluşumunu esas alan Machiavelli ile başlamış, Bodin'in egemenlik kavramını ortaya atmasıyla devam etmiştir. Daha sonra Thomas Hobbes 'toplumsal sözleşme kuramını' eklemlemiştir. John Locke, serbest piyasa ekonomisi, kuvvetler ayrılığı prensibi, doğal haklar teorisi ile modern devlet oluşumuna katkıda bulunmuştur.

9