*Halifelik kurumu ve Halife; Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde (Hulefâ-i Râşidîn), şûrâ (meclis) ve Biat(meşruiyet) usulüne göre işlemiştir. Bu dönemde Kur'ân Anayasasına göre devlet idare edilmiştir. İslâm devletinde iktidar mutlak değil, sınırlıdır. Halife yasama, yürütme ve yargı konusunda, 'Edlle-i Şeriyye'ye (Edille-i erbaa; Kur'ân, Sünnet, İcma ve Kıyas) uymak zorundadır. Hulefâ-i Râşidîn döneminde; devlet başkanlığına aday gösterme, adayın/adayların cemaat(halk) tarafından seçilmesi, 'Ehlü'l-hâl ve'l akd'(devlet başkanı seçimini onaylayan ve gerektiğinde azletme yetkisine sahip yetkili heyet) uygulaması cari olmuştur. Hulefâ-i Râşidîn devrindeki uygulamalar, devrin krallık, reislik ve saltanat anlayışını yıkmıştır. Dört halifeden her birince yapılan uygulamalar temel İslâmî kurallara uygun olmuştur. Ancak Muâviye'nin Hz. Ali'ye başkaldırması, halife seçilmesi usulü İslâm ümmeti içinde derin bir yara açmıştır. Bu yanlış uygulama maalesef daha sonraki devirlerde de devam etmiştir.
1-HALİFELİK KURUMUNDA EMEVİLER DÖNEMİ
*Hz. Peygamber kendinden sonra yerine bir veliahd bırakmamıştır. Hulefâ-i Râşidîn'de Hz. Peygamber'in yolunu takip etmiş, onlar da bir veliahd tayin etmemişlerdir. İlk defa Muaviye sağlığında oğlu Yezid'i kendinden sonra devletin başına geçecek veliahd olarak ilan etmiştir. Böylece Muaviye, hilafet müessesesini saltanata evirmiştir. Yani saltanat esas kabul edilmiş Din araç yapılmıştır. Bu şekilde İslâm öncesi devlet gelenekleri tekrar müesses hale getirilmiştir. Devlet başkanlığı, babadan oğula geçen bir sisteme evrilmiştir. Emevi devletinde Halife Ömer bin Abdülaziz dönemi hariç tutulursa, diğer halifeler döneminde Hulefâ-i Râşidîn'nin uygulamaları pek görülmez.
2-HALİFELİK KURUMUNDA ABBASİLER DÖNEMİ
*Emevi'ler de olduğu gibi Abbasiler'de demerkeziyetçi mutlak bir Monarşi vardı. Bütün yetkiler Halife'deydi. Halife devletin ve Din'in başıydı. Yasama, Yürütme ve Yargı yetkileri halifede toplanmıştı. Abbasiler de, Emeviler de olmayan Vezirlik ve Divan makamı ihdas edilmişti. Vezir, halifeden sonra ikinci kişiydi. Devlet işleri Divan'da düzenlenirdi. Eyaletler Emirler (Valiler) tarafından yönetilirdi.
3-HALİFELİK KURUMUNDA SELÇUKLULAR DÖNEMİ
*Selçuklularda; Eski Türk geleneklerinin İslâm kültürüyle karışmasından oluşan merkezi bir Monarşi sistemi vardı. Melikler (şehzadeler) eyaletlere vali olarak gönderilirdi. Her Melik'in bir de Atabey'i (hoca-öğretmen) vardı. Selçuklular'da; kendi hanedanlarında Halifelik makamı yoktu. Selçuklu Sultanları siyasi ve askerî bakımdan bağımsız olurken, dinî bakımdan Abbasi halifelerine bağlıydı. Selçuklu sultanları ile Abbasi Halifesi arasında stratejik bir ortaklık vardı. Sultan siyasi gücü temsil ederken, meşruiyetini halifeden bir onay belgesi (Menşur) alarak sağlardı. Devlet işleri; Vezirin başkanlığında Divan'da görüşülürdü. Hukuk ve adalet sistemi; İslâm hukuku ve Örfî hukuka (gelenekler) dayanırdı.
4-HALİFELİK KURUMUNDA OSMANLILAR DÖNEMİ

27