ALLAH'IN NİZAMI İSLÂM (54)

2b-Hz. Peygamber (sav) İstişâreye çok önem verirdi

*İstişare bir tavsiye değil, tıpkı namaz, oruç vs. gibi Allah'ın farzlarından (emirlerinden) biridir. Danışma elbetteki, danışılacak işe, konuya göre; o konunun mütehassısıyle (uzmanı) /bilenleriyle yapılacaktır, cahillerle istişare etmek abesle iştigaldir. Allah'ın 'meşveret edin' emrine göre; Devlet idaresinde de her kademede (devlet başkanından muhtara kadar) istişare esas olmalıdır.

*Hz. Resulullah zamanında; İstişârede, sadece ve sadece hakka-doğruya varma amaç edinilirdi. Hiçbir zaman ne Hz. Resulullah ve ne de ashabı bâtıl peşinde koşmuştur. İstişare heyetindekiler, dalkavukluk, riyakârlık, çok bilmişlik yapmadan, 'Efendim sizin sözünüzün üstüne söz söylemek ne haddimize' demeden, hür olarak doğru bildiklerini anlatırlardı. İslâm, hak ve adâletin tesisini amirdir. İslâm'da, ne iktidarı elinde tutan kuvvetli bir azınlığın çoğunluğu ezmesine, ne de çoğunluk iktidarının azınlığa zulmetmesine müsaade edilir. İslâm da hak haktır, hakkın küçüğü büyüğü olmaz.

*İslâm'da, devletin idare şekli belirtilmemiştir. İslâm'da umdeler-prensipler vaaz edilmiştir. İslâm, Anayasanın her alanda hak ve adalet kavramları üzerine tesis edilmesini amirdir. Ve bunun herkes tarafından (iktidar sahipleri ve bütün yetkili kurumlar) zorunlu olarak 'delinmemek'şartıyle kabul edilmesini ister. İslâm, herhangi bir şahsın keyfi heveslerine- diktatörlüğüne dayanan 'Otokrasi'den, imtiyazlı bir azınlık zümrenin hakimiyetine dayanan 'Oligarşi'den ve çoğunluğun azınlığı ezdiği 'Demokrasi'den ayrılır. Hz. Peygamber'in uygulamalarını ve Allah'ın 'istişâre edin' emrini bütün Müslüman idarecilerin de uygulamaları gerekmektedir.

*Devlet idaresinde istişâre demek; 'Meclis' demektir. Devlet yönetiminde 'Meclis olmazsa olmazdır. İstişâre, bilenlerle, (hangi iş ise, o işin uzmanlarıyla) yapılır. 'Cahillere danışma' anlamı çıkmaz. O zaman Meclis, ihtisas erbabından seçilecektir. Hiç olmazsa, ihtisas erbabının olduğu bir denetim ve nihaî kararı verecek bir diğer meclis olmalıdır.

3- Hz. Peygamber (sav) şeffaf bir yönetim sergiledi

*Hz. Peygamber Medine'de kurduğu şehir devletinde, tamamen şeffaf, hesap verebilir ve istişareye dayalı bir yönetim uyguladı. O'nun halktan gizli, saklı hiçbir icraatı olmamıştır. Daha Devleti kurar kurmaz, hemen farklı inanç ve sosyal statüde olan insanların bir arada barış içinde yaşamalarını sağlayacak toplumun bütün kesimlerini kapsayan, Anayasa niteliğindeki 'Medine Sözleşmesini' hazırlamıştır.

Hz.Resulullah, hukukun uygulanmasında hiçbir kimseye ayrıcalık tanımamış, imtiyazsız bir adalet uygulamıştır. Hz. Peygamber, kendisi de dahil olmak üzere herkesin yaptıklarının denetlenebilir ve hesap verebilir olması anlayışını topluma yerleştirmiştir.