Allah'ın Nizamı İslâm(52)

*Hz.Resûlellah(sav) hem Dünya hayatını ve hem de Ahiret hayatını içine alan bir vazife ile vazifelendirileceği ve Kıyamete kadar gelecek insanlara örnek olması için O, Allah tarafından terbiye edilmiştir(1). Aynı şekilde Hz.Âişe'de(r.a) 'Hz. Resûlellah'ın ahlâkının Kur'ân ahlâkından ibaret olduğunu söylemiştir' (Müslim,Müsâfirîn-139). Hz. Resûlellah, Devlet başkanlığından aile reisliğine kadar her alanda üstün bir ahlâk sergilemiştir. İstese kendisini krallar gibi yaşatacak bir toplumu varken, O hep mütevazı bir hayat yaşamış ve kendi işlerini de kendisi görmüştür. Hz. Resûlellah, insanlardan farklı olarak Allah'ın Peygamber'i olması, derin bir anlayış, kavrayış kabiliyetine sahip olması, ihlâs, sabır, cesaret, hilm, adalet, emanet, iffet, cömertlik, merhamet, vefâ, tevazu ve doğruluk gibi nice erdemlere sahip olmasına rağmen, O hep sıradan bir insan gibi yaşamıştır. O'nun hayatın bütün safhalarını kuşatan örnek davranışları, her devirde, her nevi insan topluluklarına bir örnek (rol model) teşkil etmiştir. Hz. Resûlellah çok mütevazı idi. Yanına gelenleri ayırdetmeden (çocuk-büyük, iyi-kötü) onlara güleryüz gösterir ve ikramda bulunurdu (Buhârî, Edeb-38).

Yolda karşılaştığı kimselere önce O selâm verirdi. Hz. Resûlellah, Allah'ın ''Onları affet, bağışlanmaları için dua et''(2) emrine uyarak, düşmanlarına bile kin tutmaz, kendisine yapılan eziyetlere sabırla tahammül eder ve yapanlara da beddua etmeyip, 'bunlar bilmiyorlar Ya Rabbi' diyerek onlar hakkında Allah'tan af dilerdi. Öyle ki, düşmanları bile Resûl-i Ekrem'in üstün ahlâkını övmek zorunda kalırlardı. Öyle ki, O'na düşmanlık yapan Ebu Süfyân ticaret için gittiği Suriye'de Bizans imparatoru Heraklius'un Hz. Peygamber hakkındaki sorusu üzerine şöyle demek zorunda kalmıştır; 'O, doğru, iffetli, emanete riayet eder ve ahde vefâ gösterir.' (Buhârî,Bedü'l-vahy-7).

Hz. Resûlellah, hilm sahibiydi. O'na göre; yöneticilik için ilk ölçü yumuşak huylu ve geçimli olmaktır. Hz.Peygamber, çok sabırlı, müsamahalı, merhametli ve çok mütevazı idi. Bu hususta ümmetine pekçok tavsiyede bulunmuştur(3). Hz. Resûlellah, Allah'ın emrine uyarak hep barış taraftarı olmuştur(4). Barışın sağlanması için hem Mekkeli müşriklerle ve hem de diğer topluluklarla(Yahudi ve Hristiyanlarla) ilişkilerinde hep sulh yolunu tutmuş ve cömert davranmıştır. Hz.Resûlellah son derece nazik ve samimi davranırdı. Hz.Peygamber çok âlicenap ve affediciydi. Zayıf olanları, yetimleri ve darda olanları hep koruyup, kollamıştır.

Mesela Hudeybiye anlaşması öncesinde Mekke'deki fakirlere dağıtılmak üzere Ebu Süfyan'a yiyecek göndermiştir. Aynı şekilde Mekke'nin fethinde,nüfuzlu bir reis iken bir anda esir durumuna düşen Ebu Süfyan'ı o durumdan kurtarmış ve hem de onun evine sığınanlara eman vererek onu onurlandırmıştır. Hz.Peygamber sulh taraftarı olmakla beraber, saldırganlık yapanlara, düşmanlıktan vaz geçmeyenlere karşı da son derece cesur ve kahramandı. Hz.Resûlellah'ın Medine hayatının çoğu İslâm düşmanlarıyla ve fitne çıkaranlarla savaşarak geçmiştir. O, aynı zamanda ordu kumandanıydı. Savaşlarda bizzat orduyla yan yana ve savaşın içinde olmuştur. Hz.Resûlellah Hendek müdafaa savaşında kırılamayan kayayı 'Bismillah' diyerek üç balyoz darbesiyle kendisi kırmıştır.