Allah'ın Nizamı İslâm (49)

Kayırmacılık (Nepotizm, torpil) yoktur. Allah, 'birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin! Haksızlığınızı mahkemede aklamak için hakimlere rüşvet vermeyin' diye buyurmaktadır(3). Hz. Peygamber(sav) de adalete çok önem vermiştir. Bir keresinde hırsızlık yapan eşraftan (soylu) bir kadının affedilmesi için aracı olunduğunda, hukuk karşısında ayırım yapılmamasını vurgulamak için şöyle buyurmuştur; 'Allah'a yemin ederim ki, Muhammed'in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı, onun da elini keserdim (Allah'ın hükmünü yerine getirirdim.).'(4). Bu hadisten anlaşılıyor ki, İslâm devletinde; hukuk ve adalet önünde ayırım yapılamayacağı, kimsenin imtiyazlı olamayacağı, kadın-erkek farkı gözetilemeyeceği, herkese mahkemelerde eşit muamele yapılması gerektiği çarpıcı bir şekilde vurgulamaktadır. Hz. Ömer(ra) vilayetlere, valilere bağlı olmayan bağımsız kadılar (hakimler) tayin etmiştir. Ve hakimlerin adil ve tarafsız olmasını önemle belirtmiştir. Hakimler adil ve tarafsız olurlarsa; Güçlü ve kendini imtiyazlı görenler adalet karşısında hakimin otoritesinden korkarlar ve haksızlık yapmaktan kaçınırlar. Aynı şekilde zayıf ve nüfuzlu olmayanlar da haklarını alabileceklerine inanır ve hep adalete sığınırlar. İslâm devletinde; Ahlâksız olanlar (yalancılar, açık suç işlemiş olanlar, sahtekârlar, vs) ne şahitlik yapabilir ve ne de hakimlik yapabilirler.

5-İslâm Devletinde Liyakât ve fırsat eşitliği esastır

*İslâm devlet sisteminde devlet başkanlığından en küçük makam sahibine kadar her meselede liyakât esas alınmıştır(2) Hz. Resûlellah liyakâte çok önem vermiştir. Ve ehil olmayan (liyakâtsiz) kişilerin göreve getirilmesini Kıyamet alameti olarak görmüştür (5, 6). Yine Hz. Resûlellah, kayırmacılığı (nepotizmi), iltiması, dalkavukluğu yönetimde istememiştir. Amcası Abbas'ın bir görev talebini, sorumluluğunu taşıyamayacağını bildirerek reddettiği bildirilmiştir(7). İslâm devletinde, her meslek gruplarında işin erbabı, liyakâtli (ihtisas sahibi) kişilerin yetiştirilmesi elzemdir. İslâm devletinde, vazife almada ve bir hak kazanmada herkese fırsat eşitliği tanınmıştır. Bir vazifeye tayinde kişinin yaşına, nesebine, şöhretine bakılmaz, liyakatine, kabiliyetine bakılır. Nitekim Hz. Peygamber, Suriye'ye gönderilecek ordu kumandanlığına 20'li yaşlardaki Üsâme bin Zeyd'i getirdi. Halbuki ordu içinde Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Ebu Ubeyde, Hz. Sa'd bin Ebi Vakkas gibi meşhur Sahâbîler ve kumandanlar vardı(8). Aynı şekilde, Yemen'e vali olarak tayin edilen Muâz bin Cebel'de yirmili yaşlardaydı.

Devam edecek...

Kaynakça