Dünya ve âhirette mesut olmak...

Dünyâdaki bütün insanlar mesut olmak isterler. Fakat mesut olan pek azdır,çünkü saâdetin ne olduğunu bilen azdır.

Allahü teâlâya ibâdet için yaratılan insanlar, O'nun râzı olduğu işleri yaparlarsa,"İbâdet"etmiş olurlar. Bilindiği gibiibâdetler üç kısımdır:1- Beden ileyapılanlar(Namaz ve Oruç gibi),2- Malileyapılanlar(Zekât, Sadaka-i Fıtır ve Kurbân gibi),3-Hem beden, hem de malile yapılan(Hac ve Umre gibi)ibâdetlerdir. Allahü teâlânın rızâsı da, yapılmasını kesin olarak emrettiği farzları yerine getirmekte ve yasak ettiği harâmlardan kaçınmaktadır.

İnsanlar,en büyük ve en son Peygamber olan Sevgili PeygamberimizHazret-i Muhammed(aleyhisselâm) tarafından teblîğ edilmiş olanîmân, ibâdet ve ahlâk esâsları ile,ma'nen ve mâddeten yükselmeye, üstünlük ve şeref sâhibi olmaya, dünyâ ve âhiret saâdetlerine kavuşmaya da'vet edilmişlerdir.

Böylece insanlar, âlemlerin ve bütün mahlûkların yaratıcısı olan ve bütün ni'metleri, iyilikleri gönderen Allahü teâlâya ibâdet etmeye, ancak O'na boyun bükmeye, O'na duâ etmeye, O'ndan yardım istemeye, O'na sığınmaya çağırılmışlardır. Nitekim Allah'a kulluk hakkında, Kur'ân-ı kerîmde meâlen,"Yalnız Sana ibâdet (kulluk) ederiz ve yalnız Sen'den yardım isteriz"(Fâtiha sûresi, 4) buyurulmaktadır.

İslâmiyet, kalb ile inanılacak"Îmân"bilgileri ve beden ile yapılacak"Ahkâm-ı İslâmiyye"bilgileridir. Doğru îmân ve ahkâm bilgileri, "Ehl-i Sünnet" âlimlerinin kitaplarından öğrenilir.Günümüze kadar hiç eksiksiz olarak gelmiş olan Müslümânların dört mezhebinden herhangi birisinin âlimleri"Ehl-i sünnet âlimleri"dir. BuEhl-i sünnet âlimlerinin reîsi, İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe Nu'man bin Sâbit'tir (rahmetullahi aleyh).

Dünyâdaki bütün insanlar mes'ût olmak isterler. Fakat mes'ût olan pek azdır,çünkü saâdetin ne olduğunu bilen azdır. Saâdet denilince yalnız dünyâdaki râhatlık hâtıra gelmemelidir.