Peygamber Efendimiz bir hadîs-i şerîfte meâlen buyurdu ki: "Dünyâda bir garîb veya yolcu gibi ol; kendini kabir ehlinden say."
Burada, sözlerimizin hemen başında şunu belirtelim ki, şu uçsuz-bucaksız olarak gördüğümüz koca kâinâtı, canlı-cansız her varlığı, yoktan en mükemmel bir nizâm ve intizâm üzere yaratan ve onları her ân varlıkta durduran Allahü teâlâ, "kâinât"ta, sâdece bizim üzerinde yaşadığımız gezegenimizin ya'nî "dünyâ"nın insanlarla meskûn olmasını irâde buyurmuş, nice hikmetlere mebnî Hazret-i Âdem babamızla Havvâ annemizi, Cennet'ten dünyâya göndermiştir.
Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîm'de 2 âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki:
"Ey insânlar! Doğrusu biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışanız diye sizi, kavimlere, milletlere ve kabîlelere ayırdık. [Sizi milletler ve kabîleler hâline koyduk ki, birbirinizi kolayca tanıyasınız.] Muhakkak ki Allah katında, en şerefliniz (en üstününüz, en değerli olanınız), O'ndan en çok korkanınızdır (O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır, günâhlardan en çok korunanınızdır). Şüphesiz ki, Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdâr olandır." [Hucurât, 13]
"Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar meydâna getiren (üretip yayan) Rabbinizden (Rabb'inize hürmetsizlikten, karşı gelmekten) sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabâlık (bağlarını kırmak)tan (akrabâlık haklarına riâyetsizlikten de) sakının. Şüphesiz Allah sizin (üzerinizde gözetleyicidir;) hepinizi görüp gözetmektedir." [Nisâ, 1] Bu konuda, Nahil, 72; A'râf, 189; Rûm, 21; Zâriyât, 49 ve benzeri âyet-i kerîmelere de bakılabilir.
Bu dünyâya "ilk insan" olarak gönderdiği "Hazret-i Âdem"i, aynı zamanda "ilk Peygamber" kılmıştır. Böylece ilk insandan i'tibâren beşeriyeti, muallimsiz, mürşidsiz, rehbersiz, kılavuzsuz, öndersiz, muktedâ bih'siz, rol modelsiz bırakmamıştır.

38