Asr-ı saadetten bu yana gelip geçen müceddidler

Müceddidlerin 1.si, Resûlüllahın Halîfesi olan Abdullah Ebû Bekr-i Sıddîk bin Osmân Ebî Kuhâfe (radıyallahü anhümâ) hazretleridir.

Geçen haftaki 2. makâlemizde, Yeni İstiklâl Gazetesi'ne (Sayı: 270, 12 Ekim 1966) "Müceddid"lere dâir sorulan bir suâlin cevâbından bir kısmını, sizlere arz etmiştik. Bugün ve yarın da, cevâbın kalan kısmını iktibâs ederek aynı konuya devâm edelim inşâallah.

"İmâm-ı Rabbânî hazretleri, "Mektûbât"ının, I. Cilt, 256. mektûbunda buyuruyor ki: "Resûlüllahın (sallallahu aleyhi ve sellem) izinde giderek yükselenler, Peygamberlik makâmının kemâlâtını tamâmlayınca, bunlardan bazılarına imâmet makâmını verirler; bazısında o kemâl hâsıl olursa da, bu makâmı vermezler. Bunların hepsi, aynı kemâle kavuşmuşlardır. Aralarındaki fark, makâm sâhibi olmak ve olmamaktır. Makâm sâhibi olanlar, o makâmın üstünlüklerine de mâlik olurlar.

Resulüllahın tâm izinde gidenlerden, ona mahsûs olan vilâyetin kemâlâtını bitirince, bunlardan bazısına hilâfet makâmını verirler. Bazıları, yalnız o kemâlâta kavuşmakla kalır, makâm sâhibi olmaz. Bu her iki makâmda bulunanlar, kemâlâtın aslına kavuşanlardır. Bu kemâlâtın zıllerine, gölgelerine kavuşanlardan bazısına, imâmet makâmına benzeyen bir makâm verilir. Bu makâm, "kutb-i irşâd" makâmıdır. Hilâfet makâmına benzeyeni, "kutb-i medâr" makâmıdır. Aşağı derecede bulunan bu iki makâm, yukarıdaki iki makâmın gölgesi gibidir."

Muhyiddîn-i İbn-i Arabî'ye göre (kuddise sirruh), "Gavs", "Kutb-i Medâr" demektir. İmâm-ı Rabbânî'ye göre (kuddise sirruh), "Gavs", "Kutb-i Medâr"dan başkadır; ona yardım eder. Kutb-i Medâr, bazı işlerde ondan yardım bekler. Makâm sâhibi olanlar, o makâmın kemâllerini bilirler. Makâm sâhibi olmayanlar bilmezler, [o mevzûda] ilim sâhibi değildirler.

Âlimler helâli, harâmı bildirirler. Bu bilgileri kalplere yerleştirenler, mürşid-i kâmillerdir. Âlimlerden öğrenilen îmân bilgileri, mürşid-i kâmilin sohbeti sayesinde vicdânîleşirler. İbâdetler kolay ve lezzetli olur.