Allahü teâlâya hüsn-i zan etmeli

"Müminin kalbinde korku ile ümîd varsa, Allahü teâlâ da, ona umduğunu verir, onu korktuğundan da emîn eder"

Bir hadîs-i kudsîde buyuruldu ki: "Allahü teâlâ, "Ben kulumun zannı üzereyim. Beni nasıl zannederse, öyle bulur" buyurdu." [İbn-i Hibbân] (Yani "Allah, beni affeder" diye ümîd ediyorsa onu affeder. Allah'tan ümîdini keserek, "Ben, mutlakâ Cehennemliğim" diyorsa Cehenneme gider.)

Müslümân, ömrünün sonlarına doğru, Allahü teâlâya daha çok hüsn-i zan etmelidir. Yani "Ben her ne kadar günâhkâr isem de, Allahü teâlâ beni affeder" diye ümîd etmelidir! Bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: "Ölürken, mutlakâ Allahü teâlâya hüsn-i zan etmelisiniz." [Müslim]

Ölüm döşeğindeki birisi, Peygamber Efendimize "Cehenneme gitmekten korkuyorum; fakat Allah'ın rahmetinden de ümîdimi kesmiyorum" dedi. Resûl-i ekrem, "Müminin kalbinde korku ile ümîd varsa, Allahü teâlâ da, ona umduğunu verir, onu korktuğundan da emîn eder" (Tirmizî) buyurdu.

Bedevînin biri, Peygamber Efendimize suâl etti:

"Yâ Resûlallah! Kıyâmette, insanların hesâbını kim görecektir" dedi. O da "Allahü teâlâ görecektir" buyurdu. "Bizzât kendisi mi" dedi. "Evet" cevâbını verdi. Bedevî memnûniyet içinde güldü. Peygamber Efendimiz ona sordu: "Niçin gülüyorsun" O da, "Kerem sâhibi, gücü yettiği vakit affeder, hesap gördüğü vakit de müsâmaha eder" dedi.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: "Doğru söyledin. Allah'tan daha keremli kimse olamaz. O, her keremliden daha keremlidir." Peygamber Efendimiz, oradakilere, "Bedevî fakîh oldu" buyurduktan sonra şöyle devâm etti: "Bir kimse, Allahü teâlânın şeref verdiği Kâbe'yi yakıp yıksa, Allah'ın dostlarından birine hakâret etmek kadar büyük günâh işlemiş olmaz." "Yâ Resûlallah, Allah'ın dostları kimlerdir" diye suâl ettiler. "Mü'minlerin hepsi, Allah'ın dostlarıdırlar. Kur'ân-ı kerîmde şu âyeti duymadınız mı: Allah müminlerin velîsidir, yardımcısıdır. Onları karanlıklardan nûra çıkarır..."