İnsan kayması

İnsan içinde yaşadığı zamanın, toplumun kültürünü veri olarak alıp geçmiş ve geleceğe de bu yönde bakma eğilimindedir. Hatta kendi kültürünü mutlaklaştırıp merkezileştirmek açık ve örtük eğilim haline gelebilmektedir. Bu durum insanlığın baştan beri devam eden evrensel sorunlarını görememe; geçmiş ile gelecek arasında benzerlikler kuramama gibi bir problemi birlikte getirmektedir.

İbn Haldun meşhur kitabı "Mukadddime"de "geçmiş geleceğe suyun suya benzemesi kadar benzer" ifadesi ile bu durumu anlatmaktadır ki, toplum okumalarında onu başarılı kılan nokta budur. Her ne kadar ortaya koymaya çalıştığı ilkeler kimilerince determinist bulunsa da, toplumlara arız olan halleri yakalama açısından İbn Haldun oldukça isabetlidir. İbn Haldun bugün de genel anlamda sosyal bilimler açısından iyi okunması gereken bir düşünürdür.

Bugün "imaj" dünya ölçeğinde üzerinde durulması gereken problemleri içinde barındırmaktadır. Özellikle kitle iletişim çağında iletişim araçlarının yaygınlaşması oranında "imaj" kavramını çağımıza özgülüğü genel bir kabul görmektedir. Esasen "imaj" iletişim araçları üzerinden daha da kitleselleşip kurumsallaşmıştır. Bu durum imaj üzerine odaklanmayı, imajinatif bir hayatı toplumlarda daha da yaygınlaştırmıştır.

"imaj" kavramının anlam ve içeriğinde "izlenim", "görünüş" ve algı" anahtar kavramlarının belirleyici olduğunu görmekteyiz. Buna göre bir kişinin davranışı, görünüşü, konuşması ve ilişki biçimiyle kendisi dışındaki insanlar üzerinde bıraktığı izlenimler imajı bize tanımlıyor görünmektedir. Burada anahtar olarak verilen kavramlara dikkat kesildiğimizde, onların objektif bir gerçekliği ve işin hakikatini vermekten ziyade insan dolayımımdan geçmiş "algı"nın önplana çıktığını görmekteyiz.

İnsanlar giyiniş, konuşma biçimleriyle "görünüş"ü öne çıkarırken, diğer insanların kendilerini bu görünüşlerin denk geldiği statülere yerleştirmelerini beklerler. Günümüzde "tarz yaratmak" ya da "tarzı olmak" şeklinde insanların kendilerini diğerlerinden ayırt edecek niteliklerle bezenmek gibi bir yola girdiğini de görebilmekteyiz. Yaratılan "algı" ve "izlenim"in bizzat kişinin kendisinde mündemiç bir nitelik olmaması ise insanın kendisi ile mesafesinin ciddi anlam açılmasını sonuçlamaktadır.

Esasen bu insanın kadim bir sorunudur. Mevlâna Celâleddin "ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol" derken "insan kayması" diyebileceğimiz probleme dikkat çeker. Mesnevi'sinde anlattığı anekdotlarda bunlara değinir; Adamın biri giydiği kavuğun içini kağıtlarla doldurarak oldukça büyük başlık giymeye çalışmaktadır. Böylece toplumda önemli bir insan olduğuna dair "izlenim yaratacaktır. Yine adamın birisinin dudaklarına yağ sürerek, yağlı yemek yediği izlenimini verdiğini Mevlâna anlatmaktadır.