Dijital kamusal alanın hızla dönüşüm geçirdiği yapay zekâ çağında, sosyal botların çevrim içi etkileşimlerde oynadığı rol giderek daha görünür hâle gelmektedir. Özellikle kullanıcı davranışlarını taklit edebilen ve otonom içerik üretebilen yapay zekâ sistemleri, yalnızca iletişim biçimlerini değil, aynı zamanda bu iletişimin niteliğini ve sınırlarını da yeniden tanımlamaktadır. Sosyal botlar çevrim içi etkileşimlerde aktif aktörler olarak rol oynamaktadır. Aktör-Ağ Teorisi bağlamında sosyal botlar ile kullanıcılar arasındaki etkileşim karşılıklıdır ve her iki taraf da bu ilişkinin şekillenmesinde etkili olmaktadır. Sosyal botlar kullanıcı davranışlarını analiz ederek yanıt üretirken, kullanıcılar da verdikleri tepkilerle bu sistemlerin öğrenme süreçlerini beslemektedir.
Bu dinamik yapı, trollük davranışlarının yayılma biçimini de etkilemektedir. Bir başka deyişle, çevrim içi ortamda yalnızca insanlar birbirini etkilememekte; algoritmalar, öneri sistemleri ve sosyal botlar da bu etkileşimlerin yönünü belirleyen aktif unsurlar hâline gelmektedir. Böylece dijital kamusal alan, insan ve makinenin birlikte şekillendirdiği hibrit bir iletişim alanına dönüşmektedir.
Özellikle yüksek kullanıcı yoğunluğuna sahip ve siyasi tartışmaların yoğun yaşandığı platformlar, sosyal botların davranış kalıplarını incelemek açısından önemli imkânlar sunmaktadır. Bu bağlamda, Çin'de Sina Weibo platformunda faaliyet gösteren CommentRobot üzerine yapılan son çalışma, sosyal botların çevrim içi trollük davranışlarını anlamak açısından önemli bulgular sunmaktadır (Sun, Honglei Lia and Fichman, Pnina, Artificial Intelligence or Artificial Trolls?, AMCIS 2025 Proceedings, 13, 2025). Çalışmanın da işaret ettiği üzere, trollük davranışları doğası gereği bulaşıcı ve karşılıklıdır. Sosyal botların bu tür davranışlara dâhil olması, yalnızca bireysel kullanıcı deneyimlerini değil, aynı zamanda çevrim içi tartışma kültürünü ve katılım yapısını da dönüştürmektedir. Özellikle yapay zekâ sistemlerinin ölçeklenebilir doğası göz önüne alındığında, bu etkinin çok daha geniş kitlelere yayılması mümkündür.
Söz konusu çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, sosyal botların insanlara benzer trollük taktiklerini kullanmakla birlikte, belirli stratejilere daha fazla ağırlık vermesidir. Özellikle konuyu saptırma, provokasyon ve alaycılık, CommentRobot'un en sık başvurduğu taktikler arasında öne çıkmaktadır. Bu durum, sosyal botların yalnızca insan davranışlarını taklit etmekle kalmadığını, aynı zamanda bu davranışların belirli yönlerini yoğunlaştırarak farklı bir etkileşim dinamiği oluşturduğunu göstermektedir. Nitekim analiz edilen etkileşimlerin yarısından fazlasında konuşmanın rayından çıkarıldığı görülmüştür. Bu tür müdahaleler, çevrim içi tartışmaların yönünü değiştirerek anlam üretim süreçlerini kesintiye uğratmakta ve iletişimi parçalamaktadır. Bu durum, dijital platformlarda dikkat ekonomisinin nasıl çalıştığını da göstermektedir. Çünkü çevrim içi tartışmalarda çoğu zaman en görünür içerikler en yapıcı olanlar değil, en fazla tepki üretenler olmaktadır.
İnsan kaynaklı trollük davranışları dijital kamusal alan açısından uzun süredir bilinen bir sorun olsa da, yapay zekâ destekli sosyal botlar bu davranışları yeni bir ölçeğe taşımaktadır. Çünkü insan trollüğü zaman, dikkat ve bireysel kapasiteyle sınırlıyken sosyal botlar aynı anda binlerce kullanıcıyla etkileşime girebilmekte, çok kısa sürelerde büyük miktarda içerik üretebilmekte ve tartışmaların yönünü eşzamanlı biçimde etkileyebilmektedir. Dolayısıyla burada yalnızca trollük davranışının kendisi değil, bu davranışın otomatikleşmesi ve ölçeklenmesi yeni bir fazı zorlamaktadır.
Bununla birlikte, çalışmanın ortaya koyduğu bir diğer önemli bulgu, sosyal botların dilsel özelliklerine ilişkindir. CommentRobot'un yorumlarında çoğunlukla bireylere hitap ettiği ve özellikle birinci ve ikinci tekil şahıs zamirlerini yoğun biçimde kullandığı tespit edilmiştir. Bu durum, botun etkileşimi daha kişisel bir düzleme çektiğini ve kullanıcıyla doğrudan ilişki kuruyormuş izlenimi verdiğini göstermektedir. Bu nedenle kullanıcılar çoğu zaman karşılarında otomatik bir sistem değil, gerçek bir insan olduğunu varsayarak tepki vermektedir. Ayrıca botun kullandığı dilde bilişsel süreçlere ait ifadelerin baskın olması, yüzeyde rastgele ya da anlamsız görünen yorumların aslında belirli bir akıl yürütme çerçevesi içinde üretildiğine işaret etmektedir.
Buraya kadar olan bulgular sosyal botların nasıl davrandığını göstermektedir. Ancak çalışma yalnızca davranış biçimlerine değil, bu davranışların kullanıcılar tarafından nasıl anlamlandırıldığına da dikkat çekmektedir. Belki de en çarpıcı bulgu, sosyal botların trollük davranışlarının klasik anlamda olumsuz duygular üzerinden değil, çoğunlukla olumlu dil kullanımı üzerinden gerçekleşmesidir. Çalışma, CommentRobot'un yorumlarında negatif duygulara kıyasla belirgin biçimde daha fazla pozitif ifade kullandığını ortaya koymaktadır. Buna rağmen bu yorumlar kullanıcılar tarafından trollük olarak algılanmakta ve öfke ya da rahatsızlık yaratmaktadır. Bu durum, trollüğün yalnızca niyet ya da kullanılan dil üzerinden değil, bağlam üzerinden anlam kazandığını açık biçimde göstermektedir. Yanlış bağlamda kullanılan olumlu bir ifade bile, kullanıcı deneyimi açısından saldırgan ya da alaycı olarak algılanabilmektedir.

5